YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2808
KARAR NO : 2010/7077
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.11.2008 gün ve 2008/14618-16079 sayılı bozma kararında özetle: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun geçerliliğini sürdürdüğü, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmadığı,. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmayıp, makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiç bir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve … bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayrılmasının yok hükmünde olduğu, 1976 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda 19 Ağustos 1976 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 32/j ve 51. maddeleri gereğince taşınmazın kısmen orman
sınırları içine alınıp, 1942 yılı tahdidi içinde kalan bir bölümün de orman sınırları dışında bırakıldığı belirlendiğine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla 1942 yılı tahdidinin, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiğine, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan bölümler yönünden 1942 yılı tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, bu olgunun ilgili Hukuk Genel Kurulu ve diğer ilgili Hukuk Dairesi Kararları ile de kabul edildiği, somut olayda 1942 yılı orman kadastro sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan hatalı orman kadastrosu ile dava konusu parselin bir bölümünün orman sınırı dışında bırakılmasının hukukça değer taşımayacağı, bir orman kadastro komisyonunca yapılan ve usulünce kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan yerlerin, yasal olmayan gerekçelerle başka bir orman kadastro komisyonunca yeniden orman kadastrosu yapılarak orman sınırları dışında bırakılması hukuken değer taşımayıp, yok hükmünde olduğu, H.G.K.’nun oybirliği ile verdiği 28.03.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi “… makiye ayrılan yerlerin orman sınırı içine alınmasının geçersizliği, süresinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davasında tartışılacak bir konu olduğu” taşınmaz halen kesinleşen orman sınırları içinde olduğu, yukarıda … Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 16. Hukuk Dairesinin 15.01.1991 gün 1990/5623-121 sayılı kararında da kabul edildiği gibi “maki tefrik tutanağı orman kadastro tutanağı olmadığı, orman tahdit tutanağı kapsamında kalan maki sahalarının orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi gerektiği”, orman sınırları içinde bulunan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapu kayıtlarının özde orman olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararın uyulduktan sonra bu kez DAVANIN KABULÜNE, çekişmeli … Mahallesi 2349 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 2349 sayılı parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 2349 parsel sayılı 6018 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel,cam sera ve limon bahçesi nitelğiyle öncesinde 2341 ila 2348 sayılı parsellerle bir bütün olarak Temmuz 1291 D. Tarih ve 26 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, trampa, intikal taksim ve satışlardan söz edilerek paylı olraka …, Sadullah ibilioğlu ve … adına tesbit edilmiş, Vakıflar Yönetiminin tapuya dayalı olarak açtığı davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/1696-266 sayılı kararının kesinleşmesiyle aynı kişiler adına tescil edilmiş, satış ve pay devri ile davalılara geçmiştir.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1.
maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 26/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.