YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/849
KARAR NO : 2010/434
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 06.10.2004-01.06.2007 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince; dava, davacının davalıya ait iş yerinde 06.10.2004-01.06.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işverene ait işyerinin 22.11.2002 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 10.09.2003 tarihinden itibaren bildirim yapılmadığı,davacının SSK dosyasının getirtilmediği, 04.10.2004 tarihinde davacı ile davalı işveren arasında Ankara 4. Noterliğinin 29375 sayılı işlemi ile yapılan taahhütnameye göre, davacının davalıya ait işyerinde bayan berberi olarak çalışacağını,davalı işvereninde davacının berber olarak çalıştığını,işinden ayrıldığında Küşat Müdürlüğüne haber vereceğini taahhüt ettikleri,taahhütnamenin taraflarca imzalanmış olduğu,mahkemece davacı ve davalı işverence bildirilen tanıkların dinlendikleri, resen tanık araştırması yapılmadığı,kuaför olduklarını beyan eden, dinlenen davalı işveren tanıklarının komşu işyeri tanığı olup olmadıklarının araştırılmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar.
Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi yanlıştır. Ayrıca hizmet tesbiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve resen inceleme ve araştırma yapılması gerektiği halde mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Yapılacak iş; davacının SSK dosyasını getirtmek,tespiti talep edilen 06.10.2004-01.06.2007 tarihleri arasındaki dönemde davalı işyerine komşu olan işyerlerini, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle tesbit etmek,tesbit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarını; yoksa işyeri sahiplerinin, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra davacı ile davalı işveren arasında yapılan taahhütnameyi de dikkate alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.