Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/9483 E. 2010/6057 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9483
KARAR NO : 2010/6057
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkili … ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin, diğer davacı müvekkilinde kefil olduğu, 26.10.2006 tanzim tarihli 10.000 USD bedelli bonoyu teminat amacı ile sözleşmenin 23.maddesi uyarınca davalı şirkete verdiğini, müvekkilinin sözleşmenin 21.maddesi uyarınca noter kanalı ile sözleşmeyi fesh ettiğini davalıya bildirmesi üzerine davalının senedi nakten kayıtlı olarak doldurarak takibe koyduğunu ve müvekkilinin işyerine hacze geldiğini, bonoda kefil olarak imzası bulunan diğer davacı müvekkili …’in işyerinin çalışabilmesi ve malların muhafaza altına alınmasını önlemek için borcu ödeme hususunda taahhütte bulunmak zorunda kaldığını, bu nedenle dava açma zorunluluğu doğduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafça fesh edilmesine rağmen davacının müvekkili şirketten su almaya devam ettiğini, müvekkilinin davacıdan faturaya dayalı alacağını tahsil için,davacı hakkında ilamsız takibe geçtiğini, ancak itiraz nedeni ile takibin durduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin alacağının bir kısmını tahsil etmek için, elindeki dava konusu senedi takibe koyduğunu ve haciz sırasında davacı kefil …’in ödeme taahhüdünde bulunduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafın davacıdan mal satımı ve faturadan kaynaklanan alacağının olduğunu savunduğu, senedin nakten kayıtlı olması nedeni ile ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının alacaklı olduğunu ispat için defter ve belge sunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının kabulüne, davacı yanın tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 13.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.