Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11498 E. 2011/5876 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11498
KARAR NO : 2011/5876
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminat ile işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ve işçilik alacakları istemlerine ilişkindir
Mahkemece, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı …’in kendisine ait mermer fabrikasını Uşak 1. Noterliğinin … yevmiye numarasına kayıtlı “İşyeri ve Menkul Kira Sözleşmesi” ile 5 yıllığına … Mermer Sanayii Ticaret Limited Şirketi’ ne kiraladığını, kiracı şirketin kira bedellerini ödememesi nedeniyle icra takibi yapıldığı, icra takibinin sonuçsuz kalması üzerine açılan dava sonucunda kiracının tahliyesine karar verildiği, … Mermer Sanayii Ticaret Limited Şirketi’nin davalıya ait mermer fabrikasından tahliye edilmesi üzerine … Madencilik Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davalı … arasında Uşak 3. Noterliğinin … yevmiye numarasına kayıtlı “Kira Sözleşmesi” ile mermer fabrikasının 01/12/2006 tarihinden itibaren 5 yıllığına kiralandığı, davacının … Madencilik ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne ait işyerinde 5.2.2007 tarihinde zeminin buzlanması nedeniyle kayması üzerine kolunun kırıldığı, iş kazası ile ilgili Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılmadığı, … Madencilik ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin yetkililerinin …, …, … oldukları, davacı tarafından … ile birlikte davalıların her ikisi hakkında iş kazası olayı nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, sadece … hakkında dava açıldığı, temyize konu dosyanın davalıları hakkında dava açılmadığı, soruşturma aşamasında iş güvenliği uzmanından alınan kusur raporunda işverenin ve yetkilisinin %60 oranında, işçinin %40 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece , davanın davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi ile davalı … yönünden işçilik alacakları ile ilgili istemler yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi doğrudur. Ancak davacının iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi tazminat istemlerini, olayın meydana gelmesinde davalı …’ın kusurunun bulunması halinde kendisinden talep edebileceği kabul edilerek, zararlandırıcı olayda davalı …’ın kusuru olup olmadığını belirlemek amacıyla işgüvenliği uzmanlarından bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kurum’a en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kurum’a bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurum’un denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurum’ca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurum’ca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda, iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurumca sigortalıya gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurum’ca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kurum’a müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi giderek iş kazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için önel vermek, zararlandırıcı olayla ilgili işgüvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur raporu almak, maddi zararın tesbitini hesap bilirkişisi uzmanından alınacak rapor ile tesbit etmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.