Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/4420 E. 2010/7567 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4420
KARAR NO : 2010/7567
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, …Beldesi 1 01 ada 79 sayılı parsel yörede 1954 yılında yapılan kadastroda parsel numarası verilerek kadastro paftasında gösterilmiş, ancak tapu kütüğündeki sayfası boş bırakılmış, bugüne kadar tapuya tescil edilmemiştir. Davacı, taşınmaza 70-80 yıldan beri zilyet olduğunu, meyve bahçesi olarak kullandığını belirterek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 1954 yılında yapılan kadastroda parsel numarası verilip tespit tutanağı düzenlenen ancak tapuya tescil edilmeyen Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca taşınmazın tapuya tescili ve el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2B madde uygulaması yapılmış, 20.03.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1954 yılında yapılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1954 yılında yapılan kadastro sırasında, taşınmazın bulunduğu yere 101 ada 79 parsel numarası verilerek paftasında gösterildiği halde, tapu kütüğündeki sayfasının halen boş olduğu, mahkemece zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle taşınmazın davacı adına tescil edilmişse de, dava konusu taşınmazın 1954 yılında tespit tutanağı düzenlendiği, malik hanesi boş olduğuna göre 3402 Sayılı Yasanın 26/4 ve 30/2. maddesi gereğince davaya bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. Görev konusu kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir. O halde, davanın görev yönünden reddi ile dava dosyasının kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Kabule göre de, 1954 yılında düzenlenen kadastro tutanağının nerede olduğunun Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden gereği gibi araştırılmaması, 1954 yılı kadastro askı ilanı sayfası getirtilerek parselin kim adına hangi nedenle tespit edildiğinin belirlenmemesi ve tutanak aslı bulunamıyorsa ihya sureti ile yeniden tutanak düzenlettirilip bundan sonra yargılamaya devam edilmesinin düşünülmemiş olması dahi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 01/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.