Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2356 E. 2022/6895 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2356
KARAR NO : 2022/6895
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.05.2017 tarih ve 2016/552 E. – 2017/452 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2020/204 E. – 2021/55 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 27.06.2008 tarihli 5 yıllık akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeye ilişkin güvence bedeli olarak istasyonun bulunduğu taşınmaz üzerinde müvekkili yararına 22.05.2008 tarihinde 15 yıllık süre için intifa hakkı tesis edildiğini, bunun karşılığında müvekkilinin intifa ivaz bedeli olarak davalıya KDV dahil 471.564,90 TL ödeme yaptığını, bu bedelin bayilik ilişkisinin 15 yıl süreceği inancıyla ödendiğini ve bu hususun ekli protokolün ikinci maddesinde belirtildiğini, davalı tarafından 04.06.2008 tarihinde KDV dahil 474.542,90 TL tutarında intifa ivaz bedeli olarak düzenlenen fatura karşılığında bu ödemenin yapıldığını, davalının süresinden önce tek taraflı olarak 28.06.2013 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin sona erdirildiğini, intifanın ise 09.03.2015 tarihinde sonlandırıldığını, ticari ilişkinin beklenen süreden daha az sürmüş olması nedeniyle süresinden önce sona erdirilen sözleşme ve intifanın terkini ile müvekkili şirketin ödediği bedelin tam karşılığını alamadığını belirterek müvekkilince intifa süresinin tamamı nazara alınarak davalı yana peşinen ödenen intifa ivazının ve nakdi yatırım bedelinin geçersiz ve müvekkili tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 303.180,23 TL’lik kısmının ödeme tarihinden itibaren avans faizi ve faizin KDV’siyle birlikte ayrıca bu bedelin dava tarihine kadar davalı nezdinde kalması nedeniyle bu süre içinde davalının elde ettiği tüm semerelerinin ve müvekkilinin bu bedelden yoksun kalması nedeniyle uğradığı ekonomik kayıpların karşılığının belirsiz alacak davası hükmünde ve asgari 1.000,00 TL’lik semenin (alacak tam olarak belirlendiğinde arttırılmak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) avans faizi ve faizin KDV’siyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle esas yönünden de; Rekabet Kurulu’nun 12.03.2009 tarihli duyurusunda belirtildiği üzere 18.09.2005 sonrasında imzalanan sözleşmelerin imza tarihinden itibaren 5 yılın sonunda sona ereceğini, davaya konu bayilik sözleşmesinin 27.06.2008 tarihinde yapılmış olup intifa ivaz bedelinin de 04.06.2008 tarihli fatura karşılığı müvekkiline verildiğini ve intifa bedelinin verilme sebebinin teknik alt yapı tadilatı ve çevre düzenlemesi ile ilgili yatırımların yapılmasına dayalı olduğunu, davacı tarafça ödenen intifa bedelinin davalının işyerinde PO standartlarına uyumu için harcandığını, iadesinin istenemeyeceğini, dava konusu bedellerin talep edilmesinin iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğunu savunarak esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; intifa hakkının terkinine ilişkin resmi senet ve belgelere göre davacı yararına tesis edilen intifa hakkının terkininin, hak sahibi şirketin vekaletnameyle yetkili kıldığı temsilcisi tarafından 09.03.2015 tarihinde yapıldığı, resmi senette açıkça ”yapılan istem” in; ”yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğum/ olduğumuz intifa hakkının tamamından bedelsiz olarak, çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ederim/ ederiz” şeklinde beyanında bulunulduğu, Tapu Müdürlüğünce bu beyan sonunda intifa hakkının 09.03.2015 tarihinde intifa hakkı sahibi davacının talebi ile tapudan bedelsiz olarak terkin edildiği gerekçesiyle bakiye intifa bedelinin istenmesinin mümkün bulunmadığı, bu beyanın tek taraflı ileri sürülen ve haktan feragati doğuracak nitelikte bir beyan olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.