Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/13836 E. 2010/13877 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13836
KARAR NO : 2010/13877
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… , … Köyü 3002 ada 104 parsel sayılı 7656.56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe niteliği ile kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle davacı …, 3002 ada 105 parsel sayılı 4057.51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise mezarlık niteliği ile … Belediyesi adına tespit edilmiştir. Davacı …, kendisine ait 104 parselin bir bölümünün 105 parsel içinde tespit gördüğünü ileri sürerek bu bölüme ait tespitin iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, çekişmeli 3002 ada 105 parselin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, 3002 ada 104 parsel davaya konu olmadığından tutanak ve eklerinin tespit gibi kesinleştirme işlemi yapılmak üzere tapu sicil müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmiş, bu karar davalı … tarafından temyiz edilmiştir. Dava gerçek kişi ile belediye başkanlığı arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasıdır. Orman Yönetimi ve Hazine davada taraf olarak yer almış olmadığı gibi, tutanakta taşınmazın maliki de belirlendiğinden 3402 Sayılı Yasanın “Deliller ve hakimin takdiri” başlıklı 30. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen “Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür”. hükmünün uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Orman Yönetimi ve Hazine davada taraf olmadığından yönetimlerce genel mahkemelerde her zaman dava açılması olası olup kendileri açısından bu karar kesin hüküm niteliği de taşımayacaktır. Yapılan yargılamada davacı gerçek kişi, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu kanıtlayamadığına göre davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gereklidir. Değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 09.11.2010 günü oybirliği ile karar verildi.