Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4720 E. 2011/5598 K. 14.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4720
KARAR NO : 2011/5598
KARAR TARİHİ : 14.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 1.9.1998-11.3.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak 1.9.1998 tarihi ile 11.3.2005 tarihleri arasında geçen, davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüyle davacının kuruma bildirilmesi gereken hizmet süresinin 16.12.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre 1.562 gün olarak tesbitine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence verilmiş işe giriş bildirgesinin davacı şahsi dosyası içerisinde bulunmadığı, davalı işveren şirkete ait (634083) sigorta nolu işyerinden 5.9.1998-10.3.2001 tarihleri arasında 1998 yılında 14 gün, 1999 yılında 93 gün, 2000 yılında 102 gün, 2001 yılında 25 gün, (364794) sigorta nolu işyerinden 1.12.2001 tarihinde girişle 2001 yılında 30 gün, 2002 yılında 180 gün, 2003 yılında 220 gün, 2004 yılında 20 gün, (1057464) sigorta nolu işyerinden 2004/5. ayda 5 gün, davalıya ait olup-olmadığı belli olmayan (364796) sigorta nolu işyerinden 2004 yılında 90 gün, 2005 yılında 5 gün, (481280) sigorta nolu işyerinden de 1.2.2005-28.2.2005 tarihleri arasında 30 gün bildirimde bulunulduğu, davalı (634083) sigorta nolu işyerinin 1998-2001 yılları arası dönem bordrolarının düzenlenip kuruma verildiği, işyerinin Yasa kapsamına alındığı tarihin, ücret ödeme bordrolarının, bildirim yapılan diğer işyerlerinin davalı şirket ile hukuki ve fiili irtibatının araştırılmadığı, işçilik alacakları davasının kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 5.9.1998 tarihinden itibaren Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de değildir.
Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; davalıya ait (634083), (364794) ve (1057464) sigorta nolu işyerinin dönem bordrolarını, davacının talep ettiği sürelere ilişkin varsa imzalı ücret tediye bordrolarını dosyaya celbetmek, sözkonusu işyerlerinin adres ve ünvanları ile Yasa kapsamına alınma tarihlerini Kurumdan sormak, yine davacıya ait sigorta hizmet listesinde bildirimde bulunan (364796) ve (481280) sigorta nolu işyerlerine ait dönem bordrolarını, davacının talep ettiği sürelere ilişkin varsa imzalı ücret tediye bordrolarını dosyaya celbetmek, bu işyerlerinin davalı şirkete ait olup-olmadığını ve giderek fiili ve hukuki irtibatlarını Kurumdan sormak, tüm bu hususlar tespit edildikten sonra 5.9.1998 tarihinden itibaren davacı ile davalıya ait aynı işyerinde çalışan varsa dönem ve ücret bordrolarında kayıtlı tanıkların yoksa zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, taraflar arsındaki işçilik alacakları davasının kesinleşip kesinleşmediğini belirleyip kesinleşme şerhli karar sureti veya dava dosyasını celbetmek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; H.U.M.K.’nun 388/son maddesi gereğince, hüküm kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan aynı kanunun 389. maddesinde de verilen karar ile iki tarafa yükletilen yükümlülüklerin kuşku ve duraksamaya gerektirmeyecek surette çok açık olarak yazılması gerektiği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının davalıya ait hangi sigorta nolu işyerinde ve hangi tarihler arasında ve ne kadar süre ile çalıştığı açıkca belirtilmeden hükmün infazda tereddüde yol açacak nitelikte ve H.U.M.K’nun 388 maddesine aykırı olarak verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan Kayalar İnş Tic San Aş’ne iadesine 14.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.