YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12894
KARAR NO : 2010/9933
KARAR TARİHİ : 14.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.09.1990-31.03.1994 ve 15.11.1996-05.06.1998 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 01.09.1990-31.03.1994 ve 15.11.1996-05.06.1998 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 01.09.1990-31.03.1994 ve 15.11.1996-05.06.1998 tarihleri arasında çalıştığının ve bu sürede kuruma bildirilmeyen 1172 günlük hizmetinin bulunduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 01.09.1990 tarihinde 76052,15.11.1996 tarihinde ise 70416 işyeri sicil numaralı davalıya ait işyerlerinde işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, davacının 1990/3-31.03.1994 arası 76052 nolu davalı işyerinde 1990 yılında 60,1991 yılında 110,1992 yılında 80,1993 yılında 120,1994 yılında 21 gün,15.11.1996-05.06.1998 arası 70416 nolu davalı işyerinde 1996 yılında 30,1997 yılında 180,1998 yılında 77 gün kısmi bildiriminin bulunduğu,davalı 76052 işyeri sicil numaralı işyerinin 01.09.1990 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,76052 işyeri sicil numaralı işyeri dönem bordrolarının bir kısmının getirtildiği,1990-1998 yıllarına ait ücret bordrolarının imzalı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüne karar verilmiş ise de tanıkların talep edilen dönemde davacı ile aynı işyerinde çalışıp çalışmadığını denetlemeye imkan vermek için tesbit talep edilen döneme ait tüm dönem bordroları getirtilmeden ve dosyaya ibraz edilen imzalı ücret bordroları üzerinde imza incelemesi yaptırılmadan ve bu bordrolardaki bildirimler dikkate alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverenin ücret bordrolarında sigortalının imzası üzerinde uzman bilirkişilere imza incelemesi yaptırmak, imzanın sigortalıya ait olduğunun anlaşılması halinde imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işverenlerin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlarına geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek ve tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.