YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13802
KARAR NO : 2011/6287
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 26.762.01TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.07.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 19.05.1997 tarihinde meydana gelen iş kazasında sağ tibia kırığı ve göğüs kemiklerinde travma sonucu %19,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacı yararına hüküm altına alınan 1.000,00-TL manevi tazminatın çok az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Maddi tazminata gelince:
Davacının 19.05.1997 günü geçirdiği iş kazası nedeniyle 09.01.1998 tarihinde çalışabileceğine karar verildiği, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle gelir bağlanması için, davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru üzerine, Sosyal güvenlik Kurumunun, Gebze Devlet Hastanesinin 19.04.2007 tarihli raporlarına göre, 19.05.1997 tarihinde sürekli iş göremez duruma girdiğinin anlaşıldığı belirtilerek, 15.03.2007 tarihinden başlamak üzere sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 14.12.2009 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemini ıslah yoluyla artırması üzerine davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiğine ve maddi tazminatın ıslahen artırımı halinde dava dilekçesinin ıslahen artırılan bölüm bakımından da zaman aşımını kesip kesmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda sağ tibia kemiği kırılan davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun olmadığı en geç 09.01.1998 tarihinden itibaren çalışabileceğine ilişkin raporla birlikte zararın öğrenildiği ortadadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 87. maddesinde yer alan “Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez.” biçimindeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra eldeki davada davacı ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği istem dilekçesi ile asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü, istemin sonucunun artırılması şeklinde olsa da, yeni bir dava niteliğindedir. O halde ıslah dilekçesiyle artırılan talep için yeni bir dava da ileri sürülmesi gereken tüm itiraz ve defilerin ileri sürülmesi mümkündür.
Hal böyle olunca, zararın 9.1.1998 tarihinde öğrenildiğinin kabulü ile davacının 14.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’inin kabul edilerek ıslahen artırılan miktara ilişkin maddi tazminat talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davacının gelir bağlanması için yaptığı başvuru üzerine düzenlenen 19.04.2007 tarihli raporun zararın öğrenilme tarihi olarak kabulü ile ıslahen artırılan miktarı da kapsar biçimde maddi tazminata karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine ,davacı yararına takdir edilen 825.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 12.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.