Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/896 E. 2011/1647 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/896
KARAR NO : 2011/1647
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve temyiz nedenlerine göre davalı … Alarko Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin tüm, davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile;davacı … için 56.931,41 TL, Berivan için 31.477,66 TL, Sevil için 16.599,55 TL maddi tazminatın, Badeser için 10.000.00 TL, davacılar Sevil ve Berivan için ayrı ayrı 5.000.00’er TL,davacılar İbrahim ve Sakine için 2.500.00’er TL davacılar Yücel, Gülay, Gülhan ve Oktay için ayrı ayrı 1.000.00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Alsim Alarko Anonim Şirketinden tahsili ile bu davacılara verilmesine,fazla istemin reddine, davacılar İbrahim ve Sakine’nin maddi tazminat taleblerinin reddine, davalı Bakanlık ile davalı… Airport Astana hakkındaki davanın HUMK 409 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.
Davacılar murisi sigortalı …’in öldüğü iş kazasında davalı işveren Aslim Alarko Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin % 80 oranında ,kazalı sigortalının %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş Badeser, çocuklar Berivan ve Sevil ile baba İbrahim ve anne Sakine yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu ortadadır.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 388. maddesi gereğince ;kararın gerekçesinde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin ,hüküm sonucu kısmında ise gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Anılan yasanın 389.maddesinde ise verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılacağı bildirilmiştir.Davacılardan … 4000.00 TL manevi tazminat talep ettiği halde Mahkemece davacı …’in manevi tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olmuştur.
Kabule göre de, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır.İhtiyari dava arkadaşlarının davada birlikte hareket etmeleri sadece biçimsel bakımdandır.Esas olarak ihtiyari dava arkadaşlarının davaları birbirinden bağımsızdır.
Öte yandan maddi ve manevi tazminat alacakları birbirinden bağımsız ve farklı iki ayrı alacak olup aynı davada birarada talep edilebilecekleri gibi ayrı dava konusuda yapılabilirler.Hal böyle olunca kabul edilen ve reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ihtiyari dava arkadaşlarından her biri için kabul edilen maddi ve manevi tazminat alacağı üzerinden lehlerine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tek bir dava varmış gibi toplam manevi ve maddi tazminat miktarı üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; davacılar eş Badeser, çocuklar Berivan ve Sevil ile baba İbrahim ve anne Sakine yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunun gözetmek, davacı …’in manevi tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar vermek ve kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ihtiyari dava arkadaşlarından her biri için kabul edilen bölüm üzerinden lehine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmederek sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.