Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/130 E. 2011/392 K. 24.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/130
KARAR NO : 2011/392
KARAR TARİHİ : 24.01.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek Pirimi kesilmesine ilişkin işlemin iptali ile iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Davacı, davalı kurumca yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin işlemin iptalini ve yapılan kesintilerin iadesini istemiştir.
Mahkemece; Davacının 03/2006-12/07. tarihleri arasında kesilen toplam 2.093,23 TL SGDP nin kesildiği aylardan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacıdan 15.08.2005 tarihinden itibaren SGDP kesilmemesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de sonuca eksik araştırma ve yetersiz inceleme ile ulaşılmıştır.
25.8.1999 gün ve 4447 sayılı Yasa’nın 38. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen ek 20. madde uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanan, ancak daha sonra çalışmasına devam eden veya çalışmaya başlayanların aylıklarından % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesintisinin yapılacağı belirtilmiştir.
Davacının Oto Tamir işinden dolayı 01.01.1974-31.03.1995 tarihleri arasında ve Karayolları taşımacılığı bakım faaliyeti nedeni ile 30.04.2007 tarihinde başlayıp devam eden vergi kaydının, 16.04.1984-17.07.2005 tarihleri arasında Esnaf Sicil kaydı ve 07.06.1971-18.08.1995 ile 26.08.2005 tarihleri arasında Oda kaydının bulunduğu, 01.02.2002 tarihli oda genel Kurul hazurun listesinde isminin bulunduğu ayrıca Belediye başkanlığının yazısına göre 30.04.2007 tarihinden itibaren tekrar iş yeri açarak faaliyete başladığı davacıya 1995 yılında yaşlılık aylığının bağlanmış bulunduğu, Kurumun vergi kayıtları dışındaki kayıtlarının devam etmesi nedeniyle davacının yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesine karar verdiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince zorunlu … sigortalılık statüsünün oluşması için esnaf sicil memurluğu veya usulüne uygun meslek kuruluşu (oda) kaydı yeterlidir. 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Yasasının 5. ve 119. maddelerine göre esnaf sicilinin bulunması bağımsız çalışma yönünden karine teşkil etmektedir. Bu yasal karinenin aksi ispatlanmadıkça dikkate alınması gerekir. Yasal sistemde vergi kaydı bulunmadan bağımsız çalışma mümkün olup, sicil kaydı itibariyle esnaf olarak kabul edilmeleri gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak özellikle 01.02.2002 tarihli üye olduğu … Madeni Sanatkarları Odasının Genel Kurul hazirun listesinde isminin bulunması ve vergi kaydına göre 30.04.2007 tarihinden itibaren tekrar kendi adına bağımsız çalışmaya başladığı halde 15.08.2005 tarihinden itibaren aylıklarından Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmemesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; Davacının Üyesi bulunduğu Odanın faaliyetlerine 01.02.2002 tarihine kadar katıldığı ve 30.04.2007 tarihinden itibaren vergi kaydına göre tekrer kendi adına bağımsız çalışmaya başladığı anlaşıldığından 01.02.2002 tarihi öncesi ve 30.04.2007 tarihinden sonraki döneme ait davacıya ödenen yaşlılık aylıklarından Sosyal Güvenlik Destek Primi Kesilmesi gerektiği ve Kurum işleminin doğru olduğu anlaşıldığından davacının yaşlılık aylıklarından 01.02.2002-30.04.2007 tarihleri arasındaki dönemde kesilmesi gereken Sosyal Güvenlik Destek Primlerini tespit ettirmek, bulunan miktar için davacının Kuruma borcu bulunmadığının tespiti ile yapılan kesintilerin davacıya ödenmesine karar vermek, ayrıca 4447 sayılı Yasa ile getirilen 1479 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.1999-01.02.2002 tarihleri ile 30.04.2007 tarihinden sonraki dönem yönünden Kurum işlemi doğru olduğundan fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermektir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.