YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8578
KARAR NO : 2010/11979
KARAR TARİHİ : 07.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2008/740-350 sayılı 24.01.2008 günlü bozma kararında özetle: “Mahkemece, davalı taraf dayanağı tapu kaydının gayrisabit sınırlı olduğu, tapu kaydı miktar fazlasının öncesinde orman olduğunun kabulü gerektiği ve orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile tespit günü arasında zilyetlikle mülk edinme süresi de dolmadığından kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmadığı gibi yapılan değerlendirme de dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu kaydı miktar fazlasının kazanılıp kazanılamayacağı hususundadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdidi yapılmış ve 15.09.1990 tarihinde kesinleşmiştir. 1934 yılında iskanen oluşmuş ve 4595 metrekare yüzölçümündeki tespit ve davalılar dayanağı tapu kaydının sınırlarında “sazlık dere”, “…”, “çalılık” ve “kiraz bahçesi” okumaktadır. Dayanak tapu kaydı sınırlarında “orman” okumamaktadır. Şu hale göre, tapunun tesis tarihinde çekişmeli taşınmazın sınırındaki taşınmazın orman değil çalılık olması mümkündür. Çalılıklar orman sayılan yer değildir ve koşulları oluşmuş ise imar-ihya ile iktisabı mümkündür. Uzman ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün üzerindeki zeytin ağaçlarının 11-12 yaş ortalamasında olduğunu bildirildiği gibi keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davalılar tanığının beyanları da zilyetlik süresini belirlemeye yeterli bulunmamaktadır. Bu nedenle yeniden yapılacak keşifle bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün hangi tarihten beri zilyet edildiği, öncesinin ne olduğu, hangi tarihte imar-ihya edildiği, hangi tarihten beri davalılar veya bayilerinin elinde bulunduğu sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı gibi hususlar olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, keşfe katılacak ve 3 kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün niteliğini, ne zaman imar-ihya edildiğini, ne kadar zamandır tarım arazisi olarak kullanıldığı hususlarını, ormancı bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesinin orman mı çalılık mı olduğunu bildirir şekilde bilimsel ve teknik verilere dayalı raporlar alınmalı, tespit tutanağına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkiler giderilmeli, uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verir rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu … Köyü 103 ada 22 nolu parselin krokide (B) ile
işaretli 5331,28 m²’lik kısmının parselden ifrazı ile 103 adaya ait en son parsel numarası ile aynı vasıfla Hazine adına tesciline, bu kısım üzerinde bulunan 11-12 yaş civarında 176 adet zeytin ağacının davalıya ait olduğunun 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, krokide (A) ile işaretli 4595,00 m²’lik kısmın ise yeniden tespit gibi aynı vasıfla davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davalının tutunduğu tapu kaydı doğu sınırının çalılık okuduğu, bu sınırda … Devlet Ormanının bulunduğu, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar zilyetlikle kazanım süresinin dolmadığı ve kaydın kapsamının yüzölçümü ile geçerli olduğu, bu görüşün H.G.K.nun 17/07/2003 gün ve 2003/7- 750 -787 sayılı kararı ile de benimsendiği mahkemece de aynı gerekçelerle yazılı hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, Hazine tarafından aynı nedene dayanarak seri bazda birçok dava açıldığı ve 3402 Sayılı Yasanın 31/son hükmüne göre davanın önemi, vekilin sarfettiği emek, hak ve eşitlik kuralları gözönünde bulundurularak maktuen vekalet ücreti tayin ve takdiri gerekirken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre fazla vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının 8.bendinin çıkartılarak bunun yerine “3402 Sayılı Yasanın 31/son maddesi gereğince tayin ve takdir olunan 250.00.- TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacı Hazineye verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 07/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.