Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/6931 E. 2010/9930 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6931
KARAR NO : 2010/9930
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2793-4649 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli … Köyü 122 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında fundalık niteliği ile 13230.22 m2 miktarla Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı gerçek kişi, taşınmazın kendisine ait aynı ada 6 parselle bir bütün olarak muris … … mirasçıları zilyetliğinde tarım alanı olduğu iddiası ile tapunun iptali ile adlarına tescilini istemiştir. 6 parsel 11639 m2 miktarla ev ve fındıklık niteliğinde davacı adına tapuda kayıtlıdır. Mahkemece davanın kabulüne, Hazine adına olan tapunun iptaline, çekişmeli 122 ada 32 parselin muris … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, bu karar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli parselin bulunduğu yörede 1949 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre seri bazında orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra 1995 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulaması 14/04/1998 tarihinde ilan edilmiş ve bu uygulama da kesinleşmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacı ve paydaşları yararına gerçekleştiği gerekçesiyle taşınmazın muris … … mirasçıları adına tesciline karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosyada yer alan tahdit haritasında çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Bilirkişilerce daha sonra 1995 yılında yapılan aplikasyon haritasının esas alınarak rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Oysa aplikasyon işlemi … bir kadastro işlemi olmayıp, kesinleşen orman kadastrosunda … orman sınır noktalarının yenilenmesi, başka anlatımla güncelleştirilmesinden ibarettir. Orman bilirkişisince orman kadastrosu ve aplikasyon tutanakları gerektiği gibi uygulanıp, denetlenmeden haritalar uygulanmak suretiyle çekişmeli parselin konumunun gösterilmesi suretiyle yapılan uygulama yöntemine uygun değildir. Orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon harita ve tutanaklarının birbiri ile çelişmesi halinde orman kadastro haritası ve aplikasyon haritalarına değil, ilk orman kadastrosuna ait tutanaklarda tarif edilen orman sınır noktaları ve tutanaklarda … sınırlara değer verilerek orman sınırlarının belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı; çekişmeliyer 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında “fundalık” niteliği ile tespit gördüğüne göre zilyetliğin çok güçlü delillerle kanıtlanması gereklidir. Bu nedenle; mahkemece serbest orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisi ile yerel bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak 1949 yılı orman kadastro tutanaklarında, keza daha sonra yapılan aplikasyon tutanaklarında sözü edilen tepelerdeki nirengi noktaları, … ve yolların kesişme noktaları, mevki isimleri, bu tutanaklarda tarif edilen kişilere ait tarlaların o tarihteki sınırları ve bu tarlaların birleştiği köşe noktaları ve benzeri sabit noktalar yerel bilirkişi aracılığıyla saptanmalı ve tutanakta isimleri … kişilere ait tarlaların arazi kadastrosunda kim ya da kimler adına, kaç numaralı parsel olarak tespit edildiği de belirlenerek, o parsellere ait tutanak örnekleri getirtilip bilirkişi sözleri denetlenmeli; 1949 yılına ait orman kadastrosu, 1995 yılına ait aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin harita ve tutanaklar ile arazi kadastro paftaları 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin 54. maddesine göre çıkarılan teknik izah namede tarif edilen yöntemle değişik açı ve uzaklıktaki en az 15-20 adet orman sınır noktasını gösterir şekilde çekişmeli parsele ve bu parselin geniş çevresine uygulanmalı; zeminde bulunmayan orman sınır noktaları bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda … mevkii, yer, kişi ismi ile açı ve mesafelere göre birer birer bulunup yerleri arazi kadastro paftası üzerinde işaretlenmeli; uygulamalarda 1949 orman kadastro harita ve tutanakları ile 1995 aplikasyon ve 2/B madde uygulaması harita ve tutanaklarına göre belirlenmeli; bu haritalar aynı ölçekte birleştirilerek her bir uygulama (orman kadastrosu ile aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları) farklı renkte kalemlerle gösterilmeli, aynı ya da yakın hatlarda bulunan dava konusu parseller aynı harita üzerine işlenerek müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır. İlk orman kadastro harita ve tutanaklarının, aplikasyon, 2/B madde harita ve tutanakları ile çelişkili olduğunun belirlenmesi halinde, tutanakların düzenlenmesinde esas alınan … fotoğrafları ve memleket haritası ile desteklenen ilk orman kadastro tutanaklarındaki sınırlara değer verilmesi gerektiği düşünülmelidir. Çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, … fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları ile 1985-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve … fotoğrafları ile serbest bölge haritası bulundukları yerden getirtilerek memleket haritası, … fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanakları uygulanmalı, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir. Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığının,ancak tüm yönlerinin devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklık olduğunun saptanması halinde 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamındaki yerlerden olduğu düşünülmelidir. 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez. 6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2, Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır. Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur. Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı kararları]. Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve Orman araştırması sonucunda daya konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Öncelikle, 1985-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve … fotoğraflarında çekişmeli yerlerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğu saptandığı takdirde, henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; komşu parsel malikleri tanık sıfatı ile taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın H.Y.U.Y.’nın 409/5. maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 09.08.1949 tarihinde yapılıp 1 Ağustos 1952 tarihinde Resmi Gazetede ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 14.04.1998 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Çekişmeli … Köyü 122 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında fundalık niteliği ile 13230.22 m2 miktarla Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı … kızı …, … Köyü 122 ada 32 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait aynı ada 6 parselle bir bütün olarak muris … … mirasçıları zilyetliğinde tarım alanı olduğu iddiası ile tapunun iptali ile adlarına tescilini istemiştir. 6 parsel 11639 m2 miktarla ev ve fındıklık niteliğinde davacı adına tapuda kayıtlıdır. Mahkemece davanın kabulüne, Hazine adına olan tapunun iptaline, çekişmeli 122 ada 32 parselin muris … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, kararın Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine dairece yukarıda belirtildiği şekilde araştırmaya yönelik olarak hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılmak üzere dosya esasa kaydedildikten sonra, yapılan tensipte maddi hata sonucu davanın tarafı olmayan … kızı … ismi yazıldığı, ilk duruşma günü ile Yargıtay bozma ilamının da … kızı … adına çıkartılıp aynı kişiye tebliğ edildiği, 06/11/2008 günlü oturuma asıl davacı … kızı …’in bu nedenle gelmediği ve mazerette bildirmediği, oturuma katılan davalı Hazine vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini bildirmesi üzerine mahkemece karar başlığında …’ün ismi yazılmak suretiyle H.Y.U.Y.’nin 409/5. maddesine göre işlemden kaldırılan ve süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, ilk duruşma oturumu davanın tarafı olmayan yanlış kişiye tebliğ edildiğinden ve H.Y.U.Y.’nın 409/5. maddesi koşulları oluşmadığından verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Kural olarak; 1086 sayılı H.Y.U.Y’nin (Değişik: 26/2/1985 – 3156/16 md.) 388. maddesine göre, ”Karar aşağıdaki hususları kapsar:
1. Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve … tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi, (1)
5. Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” denilmektedir.
Yine Usulün (Değişik: 26/2/1985 – 3156/18 md.) 409. Maddesinde; ”Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. — — —- İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.” denilmektedir.
Somut olayda, eldeki davayı açan davacı … kızı …’dir. … ise dahili davalı konumundadır. Mahkemenin karar başlığında ise; Usulün 388. maddesinin 2. fıkrasına aykırı biçimde davacı … kızı …’in ismi yazılmadığı gibi, bozma ilamında ve bozma öncesi karar başlığında dahili davalı konumundaki …’in ismide karar başlığına yazılmamıştır. Kaldıki; Usulün 409/5. maddesine göre işlem yapılabilmesi için gerçek taraflarınduruşmaya çağrılmış olması gerekir. Bozma sonrası tensipte mahkeme, Davacı … kızı … yerine, maddi hata sonucunda dava ile hiç ilgisi olmayan … kızı … ismine tebliğat çıkarmış ve 06.11.2008 günlü oturuma gelmediği ve mazerette bildirmediği gerekçesiyle takip edilmeyen dosya işlemden kaldırılmıştır. Davacı yerine dava ile ilgisi olmayan başka kişiye tebliğat çıkartılmak suretı ile yapılan usul işlemine dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verlmesi davacının anayasal hakkı olan savunma hakkını kısıtlamıştır. Bu nedenle; somut olayda, H.Y.U.Y.’nin 409. maddesi 5. fıkrasının da koşulları yoktur. Mahkemenin maddi hataya dayalı usul işlemlene dayanarak H.Y.U.Y,’nin 409. Maddesine göre yaptığı usul işlemi ve buna dayalı olarak verdiği karar hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; bozma ilamını davanın gerçek taraflarına tebliğ etmesi, karar düzeltme süresini bekledikten sonra H.Y.U.Y.’nin 388. maddesine göre duruşma tensibini davanın gerçek taraflarına göre yapması ve davanın taraflarına usule uygun ve doğru tebliğat çıkarması, bundan sonra duruşmaya gelen taraflara bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulması, usulünce yapılacak tebliğata rağmen duruşmaya gelmemeleri ve geçerli mazeret bildirmemeleri veya gedikleri halde davayı takip etmiyeceklerini beyan etmeleri durumunda dosya işlemden kaldırılarak usulün 499/5. maddesine göre işlem yapılması gerekir. Taraflarınduruşmaya gelerek davayı takip etmeleri halinde ise; işin esasına girerek bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yaparak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.