YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2842
KARAR NO : 2010/2083
KARAR TARİHİ : 25.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.07.1981-31.12.1993 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işverene ait yumurta ticareti yapan işyerinde 01.07.1981 tarihinden 31.12.1993 tarihine kadar çalıştığını ileri sürerek Kurum kayıtlarında görünmeyen hizmet sürelerin tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince;davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgesine, bordroya dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş, davalı Kurumca, davalı işyerinde müfettiş incelemesi yapıldığına dair bir kayda rastlanmamıştır. Dinlenen tanıklar davacının yakınları olup, davalı işverenin, davacının eşi olduğunu ve davacının bu işyerinde temizlik, sekreterlik gibi işleri ihtilaflı dönemin tümünde aralıksız sürdürdüğünü belirtmişlerdir. Davalı işverenin SGK’na verdiği dönem bordrolarında görünen çalışmalar, davacıya ait hizmet cetvelinde aynen görünmekle birlikte, hizmet cetvelinde görünmeyen ve bordroları da Kuruma verilmemiş, davacı vekilinin dosyaya ibraz ettiği ve davalı Kurum kayıtlarına geçtiğine dair imza ve mühürlerin bulunduğu eksik bildirilen sürelere ait, işverenin yaptığı prim ödemelerine ilişkin makbuzların davacının da çalışmalarına ilişkin olup olmadığı, bu prim ödemelerini Kurumun neden dikkate almadığı mahkemece araştırılmamıştır. Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 3/B maddesi gereğince işverenin ücretsiz çalışan eşinin sigortalı sayılamayacağı hükmü karşısında, davacının davalı işverenin eşi olup olmadığı, eşi ise, ücret karşılığı çalışıp çalışmadığı da açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yapılacak iş; ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarının SGK nezdinde bulunup bulunmadığı tekrar sorularak, var ise, çalışma tarihini kapsayan dönemde işyerinde çalıştığı bordrolar ile tespit edilen, bordrolarda kayıtlı işyeri çalışanlarını, bordro verilmemiş ise gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde çalışma tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı, davacının ücret karşılığı çalışıp çalışmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, eksik bildirilen sürelere ait işverenin yaptığı prim ödemelerine ilişkin makbuzların davacının da çalışmalarına ilişkin olup olmadığı, bu prim ödemelerini Kurumun neden dikkate almadığını araştırıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.