Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/837 E. 2010/448 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/837
KARAR NO : 2010/448
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

Davacı, 2/3 oranında malül olduğundan emekliliğine,aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının malulen emekliliğine ilişkin talebinin reddine dair ,Bağkur Genel müdürlüğü Bitlis İl Müdürlüğünün 24020 sayılı 29.11.2005 tarihli kararının iptalini, istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının malulen emekliliğine ilişkin talebinin reddine dair … Genel müdürlüğü Bitlis İl Müdürlüğünün 24020 sayılı 29.11.2005 tarihli kararının iptaline,karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 22.03.1985-01.07.1990 tarihleri arasında ve 25.05.1993-21.12.2005 tarihleri arasında 17 yıl 11 ay 15 gün 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının bulunduğu, 31.12.2005 tarihi itibariyle, 229.31.TL prim borcunun olduğu, 17.03.2004 tarihinde malüliyet aylığı bağlanması için talepte bulunduğu,Kurumca, 09.06.2005 tarihinde davacıya verilen cevapta, 24.05.2005 tarih 11353 sayılı karar ile davacının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediğine karar verildiği,karara karşı davacının 07.09.2005 tarihinde tekrar inceleme istediği, davacı tarafından sunulan raporların devredilen … Genel Müdürlüğü, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca incelenmesi neticesinde, davacının malulen emekliliğini gerektirecek derecede bir hastalık veya sakatlığın bulunmadığının tespit edildiği ,Kurumun 24.05.2005 tarih 11353 sayılı red kararının yerinde olduğu belirtilerek, 29.11.2005 tarih 24020 sayılı kararları ile davacının malulen emeklilik talebinin reddedildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 30.03.2007 tarihli raporda, davacının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiğine, malüliyet başlangıcının 05.01.2005 tarihi olduğu, bakıma muhtaç olmadığı,kontrol gerekmediğinin tesbit edildiği. Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesinin 05.01.2005 tarihli raporunda ,davacının %79 oranında çalışma gücünü kaybettiğinin tesbit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 31.10.2008 tarihli raporunda,davacının organik beyin sendromu,hemiparezi arızası nedeniyle 85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri muvacehesine göre üçüncü Bölüm 10.madde A/14d maddesine göre beden çalışma gücünün en az 2/3’nü kaybettiği,başka birinin sürekli bakım ve yardımına muhtaç olduğu,85/9529 karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümleri muvacehesine göre ve meslek grup numarası 41 olarak bildirilmekle (E) cetveline göre %100 oranında meslekte kazanma gücü kaybı olduğu,maluliyetin başlangıç tarihinin trafik kazası geçirdiği 23.06.1993 tarihi olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 388. maddesine göre kararın gerekçe kısmında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep, hükmün sonuç kısmında ise gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Anılan yasanın 389.maddesinde, verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık yazılacağı bildirilmiştir.
Somut olayda, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu arasındaki malüliyet tarihinin başlangıcına yönelik çelişki, Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak rapor ile giderilmeden ve davacıya hangi tarihten itibaren malüliyet aylığı talep ettiğini açıklatarak, bu talebe uygun tahsis talep dilekçesi olup olmadığı araştırılmadan, tahsis talep tarihi itibariyle aylık bağlanması için sigortalılık süresi şartının oluşup oluşmadığı ve prim borcu bulunup bulunmadığı tesbit edilmeden,davacıya hangi tarihten itibaren aylık bağlanması gerektiği de belirtilmeden eksik inceleme sonucu infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş,Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporları arasındaki malüliyetin başlangıç tarihine yönelik çelişkiyi Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak rapor ile gidermek,davacıya hangi tarihten itibaren aylık bağlanmasını istediğini sormak,talebe uygun tahsis talep dilekçesi olup olmadığını araştırmak ve malüliyet aylığı şartlarını değerlendirerek, sonucuna göre aylığın başlangıç tarihi belirtilerek açık,şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.