YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8564
KARAR NO : 2010/9601
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2/B uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/03/2003 gün ve 2003/898- 1275 sayılı bozma kararında özetle; “Dosyadaki bilgi ve belgelerden, yörede ilk orman kadastrosunun 1962 yılında yapılıp 1963 yılında kesinleştiği, orman Yönetiminin açtığı dava sonunda Asliye Hukuk Mahkemesinin, 7.12.1966 gün ve 1964/14-573 sayılı kararı ile bir kısım orman sınır hattının genişletilerek orman sınırları dışında bırakılan bir kısım yerlerin orman sınırları içine alındığı, 12 numaralı orman kadastro komisyonunca düzenlenen 07.10.1985 tarihli aplikasyon tutanağında, 1962 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınır noktalarının yerlerinin tesbitinde kullanılacak ölçüm işlerinin yapılmadığı, orman sınır noktalarının birbirlerine olan açı ve mesafelerinin belirlenmediği, orman sınır noktalarının, orman kadastro haritasına yanlış işaretlendiği, bu haliyle 1962 yılında yapılan orman kadastro tutanakları ve haritasının uygulanabilir nitelikte olmadığı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin, sözü edilen kararı da gözetilerek orman sınır noktalarının … baştan tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bozma kararından önce ve sonra, orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı keşifler sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarında; dava tarihinden önce kesinleşen ve hukuki değeri bulunan bir orman kadastrosunun bulunup bulunmadığı, 1987 yılında yapılan işlemin ikinci kadastro sayılıp sayılmadığı irdelenmeden, mahkemece, uzman bilirkişi raporlarına değil, gerekçesi ve bilimsel izahı olmayan … elemanı bilirkişi krokisine göre karar verilmiştir.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddenin son fıkrasına göre, Orman kadastro komisyonlarının çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği sözü edilen yasa hükmüne göre çıkartılan yönetmeliğin Çalışma alanlarının tesbiti ve ilanını düzenleyen 4. bölümün 14. maddesi gereğince, Orman kadastro komisyonlarının çalışma alanları ilçeler olup bir ilçede başlatılan çalışmalar bitirilmeden zorunlu haller dışında diğer bir ilçeye geçilemez. Orman kadastro komisyonlarının bir belde veya köyde yapacakları orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama işleri bir bütün olup, çalışmalar birbirini takip eder. Bu uygulamalar belde ve köy sınırları içinde bütün ormanları kapsayacak şekilde yapılır. Bu şekilde bitirilen belde ve köylerde aynı maksatla tekrar çalışma yapılamaz. Orman Kadastro Komisyonları Kuruluşları, Yetkileri ve Görevleri Kanun ve buna uygun yönetmelik hükümleri ile belirlenir. Komisyonlar kanundan ve yönetmelikten kaynaklanmayan hiçbir yetkiyi kullanamaz.
Diğer taraftan, Çekişmeli taşınmazların 1967 yılında genel arazi kadastro tesbiti, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … ve arkadaşları adına kesinleşmiştir. Davacı gerçek kişi …’nın oğlu olmakla birlikte taşınmazlar ile hukuki bağı net olarak saptanmamış, orman sınırlamasına itiraz davasını açma hakkına sahip olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, 3373 Sayılı Yasa ile değişik, 6831 Sayılı Yasanın, 11/1. maddesi gereğince, askı ilanından sonra altı aylık süre içinde açılan orman sınırlamasına itiraz davalarında kadastro mahkemesinin görevli olduğu, tarafların tapu iptal tescil davası bulunmadığı, olsa dahi, arazi kadastrosunun kesinleşme tarihi dikkate alındığında, tapu iptal tescil istemi yönünden kadastro mahkemesi görevli olmayıp, genel mahkemelerin görevli olduğu düşünülmemiştir. Görev kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren, 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece öncelikle, Asliye Hukuk Mahkemesinin, 7.12.1966 gün ve 1964/14-573 sayılı kararı ve eki olan bilirkişi krokisi, yörede 1962 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditine ilişkin çalışma tutanakları, orman sınır noktalarının koordinatları, birbirine olan mesafeleri ve açılarını gösteren cetveller, 1987 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişki, çalışma tutanakları, çekişmeli yerleri orman sınır noktaları okunacak şekilde gösteren her iki çalışma sonucu düzenlenen orman kadastro haritaları renklendirilmiş onaylı fotokopileri, çekişmeli taşınmazların komşuları olan parsellerin dosyada bulunmayanlarının kadastro tesbit tutanakları ve var ise dayanağı olan kayıt ve belgeler, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, ilgili idarelerden getirtilerek dosya keşfe hazırlanmalı, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, üç orman mühendisi ve bir harita mühendisi, bulunamadığı taktirde bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, Asliye Hukuk Mahkemesi kararı, 1963 ve 1987 yıllarında yapıldığı anlaşılan Orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve haritaları ve arazi kadastro paftası ile asliye hukuk mahkemesi kararı yöntemince uygulanmak suretiyle, çekişmeli taşınmazların orman sınır hattına göre konumları saptanmalı, usulen yapılıp kesinleşen orman kadastro işleminin hiç bir makam ve merci tarafından yok sayılamayacağı gözönünde bulundurularak 1963 yılında yapılan orman kadastrosunun hukuki değerinin bulunup bulunmadığı, uygulanıp uygulanamayacağı, hukuken geçerli bir işlem olup olmadığı üzerinde durulmalı, 1963 yılında yapılan orman kadastrosunun hukuken geçerli bir işlem olmadığı belirlendiği taktirde bu kez en eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … arazilere de uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak 1963 ve 1987 yıllarındaki çalışmalar sonunda düzenlenen tahdit haritaları ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler de uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde, sadece orman kadastrosuna itiraz davası ile sınırlı kalınarak bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu”gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davasının reddine ve dava konusu Yazıcık Köyü 274, 341, 296, 335, 359, 363, 370, 338 sayılı parsellerin tesbit gibi … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 03/01/1963 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 20/08/1990 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dava, gerçek kişi tarafından adım tapuda kayıtlı olan taşınmazların 2/B madde kapsamında orman sınırı dışına çıkartılmasına itiraza yönelik olarak 6 aylık sürede açılmıştır. Orman yönetimi 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince 2/B madde uygulamasına itiraz davasında yasal hasım konumundadır. Nitelik yitirmediği iddiasıyla 2/B maddesi uygulamanın iptali ile taşınmazların orman sınırları içine alınmasına ilişkin Orman Yönetimi tarafından açılmış bir dava olmadığı gibi davaya müdahil davacı sıfatıyla bir katılımı da bulunmamaktadır. Mahkemece, gerçek kişilerin tapu kayıtlarında payının bulunmadığı bu nedenle aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davacı tapu kayıtlarında 3/80 pay sahibi olduğu anlaşılmıssa da davacının herhangi bir temyizi bulunmadığından bu konu incelenmemiştir. Ne var ki, dava 2/B madde uygulamasına itiraz olup, mahkemece sadece bu konuda karar verilmesi gerekirken ve mahkemesinde görevi olmadığı halde taşınmazların Hazine adına tescillerine karar verilmesi doğru değilse de bu hususla hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu nedenle, hüküm fıkrasının ikinci bendinin hükümden tamamen çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. Maddesi gereğince düzeltilerek bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.