Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/517 E. 2010/947 K. 08.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/517
KARAR NO : 2010/947
KARAR TARİHİ : 08.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde 15.3.1995-8.4.2000 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalıya ait minibüste şoför olarak 15.3.1995-8.4.2000 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalıya ait minibüste şoför olarak çalıştığına dair Kurumda bir kayıt ve tescilinin bulunmadığı, davalı işyerinin 1.9.1998 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalının 28.3.1983-17.5.2002 tarihleri arasında vergi kaydının 6.12.1984-5.6.2002 tarihleri arasında şoförler odası kaydının bulunduğu, davacın şoförlük yaptığını iddia ettiği 34 M 9816 plakalı minibüsün 4.3.1993-8.5.2002 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı olduğu, bu minibüste 26.12.1995 tarihinde davacı adına tarfik cezası kesildiğine dair tutanağın tutulduğu, bir yıl süre ile geçerli olan minibüse ait 19.1.2000 tarihli araç tanıtım kartında davacının adının yazılı olduğu, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/814 Esas 2004/159 Karar sayılı dosyasında davacının davalı işyerinde bir yılı aşkın çalışmasının bulunduğu işyerinin 507 sayılı Yasa hükümlerine tabi olduğunu ve Borçlar Kanunu 341 maddesine göre 140,00 TL ihbar tazminatı alması gerekeceği yönündeki bilirkişi raporu esas alınarak istemin kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda taraf tanıklarının beyanları, araç tanıtım kartı ile ceza tutanağına göre davacının davalıya ait minibüste bir kısım fiili çalışmalarının bulunduğunun anlaşılmasına göre mahkemece çalışılan sürelerin tespiti yerine istemin tümden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur
Yapılacak iş, yukarıdaki belirtildiği üzere davacının bir kısım fiili çalışmaları sabit olduğuna göre hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek mahkemece zabıta marifetiyle davalıya ait minibüs durağında uyuşmazlık döneminde çalışması bulunan kişiler belirlenip gerekirse zabıta veya emniyet araştırmasıda yapılarak resen tanık olarak beyanlarına başvurulmak suretiyle davacının istediği dönem içerisinde hangi tarihler arasında çalıştığının tereddütte yer vermeyecek belirlenerek çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece, bu Maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 8.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.