Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2851 E. 2022/6945 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2851
KARAR NO : 2022/6945
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.02.2019 tarih ve 2018/217 E- 2019/36 K. sayılı kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2019/731 E- 2020/1090 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili RW Automotive Inc.’in 1901 yılında ABD’de kurulduğunu, otomotiv yedek parça piyasasında dünyada lider konumda olduğunu, pek çok şirketi de bünyesinde bulundurduğunu, Türkiye’de de TRW Otomotiv Dağıtım ve Ticaret A.Ş. aracılığı ile faaliyet gösterdiğini, dünya çapındaki faaliyetlerini aynı zamanda ticaret unvanının da çekirdeğini oluşturan “TRW” markası altında gerçekleştirdiğini, markanın Türkiye’de ve başka pek çok ülkede tescilli ve tanınmış marka olduğunu, markanın Türkiye’de diğer müvekkili TRW Intellectual Property Corp. adına tescilli bulunduğunu, 162528, 162293, 2009/11571, 2009/12141, 2011/63588 ve 2012/52204 sayılı “TRW” markalarının işbu davanın dayanağı olduğunu, davalı …’a ait 2017/99822 sayılı “TRW” markasının, davacının bilgisi ve muvafakati olmadan tescil edildiğini, bu markanın davacı adına tescilli “TRW” markalarıyla aynı olduğu gibi tescilli bulunduğu malların da aynı ve benzer olduğunu, “TRW” markasının otomotiv sektöründe tanınmış marka bulunduğunun bağımsız bir araştırma şirketi tarafından yapılan araştırma sonucunda da tespit edildiğini, davalının marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığını, zira davalının da Bahadır Oto unvanıyla otomotiv sektöründe, oto servis ve yedek parça alanında faaliyet gösterdiğini ve davacıyı ve tanınmış “TRW” markasını bilmiyor olamayacağını, bu konuda keşide edilen 24.04.2018 tarihli noter ihtarnamesine rağmen davalının bu talepleri cevapsız bıraktığını ileri sürerek, davalıya ait 2017/99822 sayılı “TRW” markasının tescilinin 6769 sayılı SMK’nın 25. maddesi uyarınca geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğünün tespitine ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; markanın davacılardan TRW Intellectual Property Corp. adına tescilli olduğunu, diğer davacı … Inc. adına bir devir ya da lisans şerhi bulunmadığını, TRW Automotive Inc. yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacıların mesnet gösterdikleri “TRW” markaları üzerindeki haklarının en erken 2014 yılında doğduğunu, bu sürenin markaların tanınmış hale gelmesi için yetersiz bulunduğunu, TRW Intellectual Property Corp.’un markalarından bazılarını Türkiye’de yasanın aradığı şekilde usulüne uygun olarak kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; hükümsüzlük iddialarına dayanak gösterilen davacı markalarından 162528 sayılı markanın 08.04.1996 tarihinde, 162293 sayılı markanın 04.04.1996 tarihinde, 2009/11571 sayılı markanın 27.10.2010 tarihinde, 2009/12141 sayılı markanın 16.02.2010 tarihinde, 2011/63588 sayılı markanın 24.12.2012 tarihinde, 2012/52204 sayılı markanın 07.10.2013 tarihinde tescil edildiği, somut davanın 11.06.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, bu tarihten 5 yıl önce, yani 11.06.2013 tarihinden daha önce tescil edilmiş bulunan davacı markaları için, 6769 sayılı SMK’nın 25/7.maddesi uyarınca, 19/2.maddesinde düzenlenen kullanılmama def’inin ileri sürülebileceği, davacının 2012/52204 sayılı markasının tescilinin ise 07.10.2013 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği tespit edildiğinden, somut uyuşmazlıkta bu marka için kullanılmama def’inin ileri sürülemeyeceği, davacının 162528, 162293, 2009/11571, 2009/12141, 2011/63588 sayılı markalarının tamamının 11.06.2013 tarihinden daha önce tescil edildiği, davacı markalarının kullanımı ispatına ilişkin olarak sunulan delillerden, sadece dava tarihi olan 11.06.2018 tarihi ile bu tarihten 5 yıl önce 11.06.2013 tarihi arasındaki delillerin dikkate alındığı, dava dilekçesinde davacıların Türkiye’de TRW Otomotiv Dağıtım ve Ticaret A.Ş. aracılığı ile faaliyet gösterdiğinin belirtildiği, TRW Otomotiv Dağıtım ve Ticaret A.Ş. tarafından kesilen faturaların incelenmesinde, 11.06.2013-11.06.2018 tarih aralığındaki faturalarla, PSA (Peugeot Société Anonyme), Fiat, Opel, Renault, Mitsubishi, Daihatsu, Citroen, Alfa Romeo, Toyota, Lexus, Mazda, Hyundai, Chevrolet, VW, Honda, Ford, Mercedes, BMW, Mini, Jeep, Audi, Nissan, Lada, Ssang Yong, Chrysler, Dacia, Porsche, Kia, Volvo, Skoda, Iveco, Seat, Land Rover, Jaguar markalı araçlar için disk balatası, fren diski, itici rotil, rotil, rotbaşı, rotkolu, salıncak kolu, yataklama, bugi kolu, balata ikaz kablosu, ana merkez silindiri, debriyaj merkez silindiri, tekerlek silindiri, pabuçlu balata, seryo ünitesi, fren balata seti, fren hidrolik yağı ürünlerinin satışının gerçekleştiği, farklı şehirlerde faaliyet gösteren farklı firmalar adına kesilen faturalar üzerinde “TRW” şeklindeki marka ve logonun kullanıldığı, ayrıca broşür, ürün görseli, kullanım kılavuzu, tabela ve internet çıktıları gibi malzemeler ve tanıtım materyallerinde de aynı “TRW” marka ve logosunun kullanıldığının tespit edildiği, dolayısıyla davacı adına 162528, 162293, 2009/11571, 2009/12141, 2011/63588 sayılarla tescili bulunan “TRW” markalarının, 11.06.2013-11.06.2018 tarihleri arasında, “otomobiller için disk balatası, fren diski, itici rotil, rotil, rotbaşı, rotkolu, salıncak kolu, yataklama, bugi kolu, balata ikaz kablosu, ana merkez silindiri, debriyaj merkez silindiri, tekerlek silindiri, pabuçlu balata, seryo ünitesi, fren balata seti, fren hidrolik yağı” ürünleri için, ayırt edici karakteri değiştirilmeden, Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının belirlendiği, markaların tescil kapsamında yer alan diğer ürünler için ise markaların kullanımına rastlanmadığı, “TRW” ibaresinin her iki tarafa ait markalarda da tek başına ya da asli unsur olarak kullanıldığı, bu durumda uyuşmazlık konusu markaların aynıya yakın düzeyde benzer olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, davacının mallarını kullandığı tespit edilen mallardan “fren hidrolik yağı” ürününün, davacının tescilli markaları kapsamında bulunmadığından, bu ürünün benzerlik incelemesinde esas alınmadığı, davacıya ait 2012/52204 sayılı markanın ise kullanılmama def’ine konu olmadığından, bu markanın tescil kapsamında bulunan 07, 09 ve 12. sınıflardaki malların benzerlik incelemesinde esas alındığı, buna göre davalı markasının tescil kapsamında bulunan “Sınıf 03: Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. Sınıf 04: Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler.” mallarının, davacı markalarının tescil kapsamındaki mallarla ilişkili ve benzer nitelikte olduğu, davacı markasının otomobil yedek parça sektöründe tanınan bir marka niteliğinde bulunduğu, “TRW” harflerinin Türkçe’de ya da başka herhangi bir dilde anlamı ya da kullanımı bulunmayan bir harf dizini olduğundan, markanın Türkiye’de orta düzeydeki tüketiciler nezdinde özgün ve ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliğinde olduğu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, hükümsüzlüğü talep edilen 2017/99822 sayılı davalı markasının, tescil kapsamında bulunan ve davacı markalarının kapsamındaki mallarla benzer olduğu tespit edilen, “Sınıf 3: Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. Sınıf 04: Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler.” malları yönünden, 6769 sayılı SMK’nın 6/4. maddesinde belirtilen şartların mevcut olduğu, bu mallara ek olarak “Sınıf 03: Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Sınıf 04: Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar), parafinler. Elektrik enerjisi” malları yönünden de SMK’nın 6/5. maddesinde belirtilen, “markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği” şartlarının mevcut olduğu, “sınıf 3: Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. sınıf 04: Aydınlanma amaçlı mumlar” malları yönünden ise SMK’nın 6/5. maddesi şartlarının mevcut olmadığı, davacı ile aynı sektöre yönelik faaliyet gösteren davalının, bu sektörde uzun süredir, yaygın ve yoğun şekilde kullanılan davacı markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davacı markasının özgün ve ayırt edici niteliği yüksek bir marka olduğu dikkate alındığında, bu markayı tesadüfi olarak seçmiş olması ihtimalinin düşük olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli dava konusu yapılan 2017/99822 sayılı markanın 3. sınıf “Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” emtiaları ile 4. sınıf “Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler. Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. Fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar), parafinler. Elektrik enerjisi.” emtiası yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı vekilince, davacı … Inc. yönünden davanın husumetten reddinin gerektiği savunulmuşsa da, 6769 sayılı SMK.’nın 25/2. maddesinde, menfaati olanların mahkemeden hükümsüzlük isteminde bulunabileceği düzenlendiğinden, Türkiye’de 162528, 162293, 2009/11571, 2009/12141, 2011/63588 ve 2012/52204 sayılı “TRW” markalarının adına tescili bulunduğu diğer davacının bir üst kuruluşu olduğu anlaşılan davacı … Inc. Şirketinin de somut uyuşmazlıkta aktif dava ehliyetinin bulunduğu gerekçesi ile davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı markalarının, karar yerinde belirtilen sınıflarda usulüne uygun şekilde kullanıldığı tespit edildiği, davacının markalarının tanınmış olduğu ve davalının marka olarak seçtiği ibarenin ve bir kısım malların, davacı markaları ile benzer bulunduğu hususlarının davalının da kabulünde olduğu, TTK.’nın 18/2. maddesi gereğince ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olan, üstelik de motor ve gres yağları üretimi gibi teknik bir alanda iştigal eden davalının, dünyanın birçok ülkesi ile birlikte Türkiye’de de tescilli ve tanınmış olan davacı markalarını bilmediğinin söylenebilmesi, hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yine davacı markalarının esas unsurunu oluşturan “TRW” ibaresinin, herhangi bir dilde bir anlamı bulunmadığı, bu denli özgün ve yaratılmış bir harf dizininin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirildiğinin düşünülmesinin de hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, otomotiv sektöründe faaliyette bulunan davalının, bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının da bulunmadığı, marka tescili sırasında yüksek derecede ayırt ediciliği olan “TRW” markasının davacıya ait bulunduğunu bilen davalının kötü niyetli olduğu ve kötü niyetin bölünemeyeceği ilkesi doğrultusunda davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2017/99822 sayılı markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.