YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3624
KARAR NO : 2011/6370
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 30.10.1997-30.3.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde 12.10.2000-01.06.2002 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 31.10.1997-30.09.2000 tarihleri arasında çıraklık dönemi sigorta primlerinin Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından ödendiği, 01.06.2002-31.03.2005 tarihleri arasında davalı işyerinden, 18.01.2008-devam şeklinde farklı işyerinden olmak üzere toplam 1.064 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu, 01.06.2002 tarihinde davalı işverene ait işyerinde işe girişinin, 31.03.2005 tarihinde işten çıkışının, davalı işverene ait iş yerinde; 01.06.2002-31.03.2005 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasının bildirildiği, tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı,dönem bordrolarının istenmediği, davalı işyerinin 26.09.1997 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 09.06.2005 tarihinde çıkarıldığı, 31.10.1997-30.09.2000 tarihleri arasında kuaförlük için çıraklık eğitimi kursu aldığı, çıraklık boyunca davalının yanında çalıştığı, 13.12.2000-31.05.2004 tarihleri arasında kuaförlük için ustalık eğitimi kursu aldığı, tarihi olmayan ibraname başlıklı belgede, davacının davalı işyerinden 31.03.2005 tarihinde kendi isteğiyle ayrıldığını, işyerinden bugüne kadarki ücret ve haklarını aldığını beyan ettiği , belgede davacının imzasının olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; komşu işyeri tanığı olduklarını beyan eden tanıkların belgelerini getirtmek, tespit kararı verilen döneme ait S.G.K.’na verilen dönem bordroları yöntemince dosyaya eklenerek, bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgilisine iadesine, 18.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.