YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4068
KARAR NO : 2011/6267
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.1.1986-1.1.2004 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmaları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, babası ….’ye ait 9846.03 nolu yeraltı maden işyerinde 01.01.1986-01.01.2004 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmaları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanma hakkı bulunduğunun tespitini talep etmiştir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1986-29.12.2002 tarihleri arasındaki çalışmasının yeraltı madeninde geçtiğinin tespiti ile 506 sayılı Yasa’nın ek 5/3 maddesi gereğince çalıştığı her tam yıl için 90 gün itibari hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine karar vermiştir.
506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılardan ağır ve yıpratıcı işlerde çalışmaları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanacakların, bu olanaktan yararlanma koşulları ve hükümleri Yasa’nın 60.maddesinin E bendi ile ek 5. ve 6.maddelerinde düzenlenmiştir. Yasa’nın anılan maddelerinin ilkinde, yer altında çalışan maden işçilerine, ikincisinde ise diğer bazı yıpratıcı işlerde çalışanlara özgü itibari hizmet süreleri düzenlenmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 60/B bendinin (a) ve (b) alt bentleri ile maden işçilerine, diğer işçilere göre kolaylaştırılmış emeklilik imkanları sunulduğu gibi itibari hizmet süresinden yararlanma imkanı da tanınmıştır.
Yasa’nın 60/E maddesine göre, Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlıklarınca tespit edilen maden işyerlerinin yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerinde en az 1800 gün çalışmış bulunan sigortalıların, bu işlerdeki prim ödeme gün sayıları toplamına dörtte biri eklenir ve toplamı, bunların Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödeme gün sayısı olarak kabul edilir.01/04/1954 tarihinden beri yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerde çalışmış olan sigortalılar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Yıpratıcı ve ağır işlerde çalışan işçilerin, diğer işçilere göre daha erken yıpranmaları nedeniyle emekli aylığına daha erken hak kazanmalarını sağlamak amacıyla, fiili hizmet sürelerine itibari hizmet süresi eklenmektedir. İtibari hizmet süresinden yararlanabilmek için çalışmanın, maden işyerlerinin yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerinde geçmesi zorunludur. Maden işyerinde, ancak yer üstünde geçen çalışmalar sigortalıya itibari hizmet süresinden yararlanma hakkı vermez. Sigortalının maden işyerindeki çalışmasının yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerde geçip geçmediğinin yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekir. Somut olayda, 1968 doğumlu olan davacı …’nin, babası …’ye ait 9846.03 nolu maden işyerinde 01.01.1986-20.11.1988,1.5.1990-20.5.2000 ve 16.8.2000-7.2.2008 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, 13.4.2007 günlü sigorta yoklama memurluğu raporunda davacının 29.11.2002 tarihinden sonraki çalışmalarının yer üstünde geçtiğinin kabulü gerektiği, 30.4.2008 günlü müfettiş inceleme raporunda ise davacının çalışmalarının yer üstü çalışması olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Davacının 29.11.2002 tarihinde Afyonkarahisar Sanayi Çarşısı Kömürcüler Sitesi No:14 adresinde kömür satış işyeri açması nedeniyle bu tarihten sonraki sigortalı çalışmaları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanması düşünülemez.
29.11.2002 tarihinden önceki çalışmalarına gelince; öncelikle bir kişinin babasına ait yer altı maden işyerinin yönetim veya büro işleri gibi tercih edilebilir bir bölümünde çalışmak yerine, çoğu zaman tedavisi çok güç ve zamanla da ilerleyen meslek hastalıklarına ve sağlık sorunlarına yol açtığı bilinen yer altı maden işlerinde çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının, 19 yıl boyunca yer altı madeninde çalıştığının kabul edilmesi halinde, davacının bu çalışmaları nedeniyle pek çok maden işçisi gibi sağlık sorunları yaşaması gerekirken bu yönde bir iddiası bulunmadığı gibi madende çalışmaktan kaynaklanan sağlık sorunlarına dair herhangi bir belge ve rapor da sunmamıştır.
Öte yandan, davacının maden işyerinin bir bölümünü 7.1.2004 tarihinde kiraladığı anlaşılmaktadır. Bir kişinin, maden işçisi olarak ücretle çalıştığı bir işyerini kiralaması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi tanıklar … Kızılırmak ve Mevlüt Çimen’in anlatımlarına göre davacının, zaman zaman yeraltı madenine inerek işçileri denetlemekle birlikte maden işçi olarak çalışmasının bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Anılan işletmenin dönem dönem 30-40 civarında işçinin çalışmasına imkan veren ekonomik koşullara sahip olması nedeniyle, işverenin, davacının yaptığı işi herhangi bir işçiye ücreti karşılığında yaptırması mümkün iken, davacı oğlunu yaklaşık 19 yıl yer altında işçi olarak çalıştırması da inandırıcılıktan uzak bir iddiadır. Üstelik, davacının 2007 yılında kesintisiz çalıştığına dair Kuruma bildirim yapıldığı halde sigorta yoklama memurunun inceleme yaptığı 4.4.2007 tarihinde davacının işyerinde bulunmadığı ve kendisine ait kömür satışı işyerini işlettiği de sabittir.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, davacının 506 sayılı Yasa’nın 60/E maddesi kapsamında, babası …’ye ait 9846.03 nolu yeraltı maden işyerinin yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerinde çalışmadığı, davacının çalışmalarının yerüstünde geçtiğini belirten ve Yasa’nın 130.maddesine göre aksi sabit oluncaya kadar geçerli müfettiş inceleme raporunun hukuki değerini ortadan kaldıracak delil ve belgenin bulunmadığı ve böylece davacının itibari hizmet süresinden yararlanma hakkının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.