YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13856
KARAR NO : 2010/10261
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 2.2.2005-10.3.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince,
Dava, davacının 02.02.2005 – 10.03.2006 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkete ait işyerinde 15.07.2005-10.03.2006 tarihleri arasında asgari ücret karşılığı 236 gün çalıştığının ve bu çalışmaların Kuruma bildirilmediğinin tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacı adına davalı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, davacının talep ettiği dönemde herhangibir işyerinde çalışmasının bulunmadığı, işyerinin 11.01.2001 tarihinde kapsama alındığı ve halen faal olduğu, davacı bordro tanıklarından Ertan ve Abdullah’ın beyanlarına göre davacının kendilerinden sonra işe girdiği,davalı işyeri kaşesi ve imzasını taşıyan tarihsiz belgede davacının 1.250,00 TL maaş aldığının yazılı olduğu, tanık Ertan Doğan’ın davacının işçilere para ödenmesi için kendi adına kredi çektiğini, kendisinin kefil olduğunu beyan ettiği, kredinin 15.7.2005 tarihinde çekildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde çalıştığı sabit ise de, bordro tanıklarının beyanlarına göre davacı kendilerinden sonra işe girdiğine göre tanıkların işe giriş tarihleri göz önüne alındığında, davacının en erken Haziran 2005 tarihinde işe girmiş olabileceği gözetilmeden ve davacının işe girdiği gün işveren adına kredi alması hayatın olağan akışına aykırı olduğu halde, mahkemece davacının giriş tarihinin işveren adına aldığı kredinin ilk taksidinin ödendiği tarih olarak belirlenmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde ne kadar ücret aldığını belirtmemiştir.Ancak ustabaşı olduğu anlaşılan davacının asgari ücret üzerinden çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan ve davalı işyerinin kaşesi ve imzasını taşıyan tarihsiz belgede davacının 1250,00 TL maaş aldığı yazılı olduğundan ,ilgili meslek odasından davacı ile aynı dönemde aynı işi yapan kişilerin aldığı emsal ücret sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile asgari ücretle çalıştığının tesbitine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacının işe giriş tarihini bordro tanıklarının beyanlarına göre belirlemek, davacının gerçek ücretini ilgili meslek odasından sormak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davacının işe giriş tarihi ve gerçek ücreti ile ilgili karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı işverene yükletilmesine,
21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.