YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18657
KARAR NO : 2013/4868
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 07.08.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, SGK Başkanlığı tarafından davaya konu zararlandırıcı olaya dair iş kazası tahkikatın başlatıldığı fakat henüz neticelendirilmediği, mahkemece davacı ile davalılar arasındaki ilişkinin hizmet akdinden değil eser sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilerek taraflar arasında işci-işverin ilişkisinin bulunmadığı ve davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile işin esasına girilmeden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kazaya ilişkin iş güvenlik uzmanlarından alınan 08.02.2012 tarihli raporda %80 oranında davalılara %20 oranında ise kazalıya kusur atfedildiği anlaşılmıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum tarafından tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit davası açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir dava ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler. Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan tazminat davalarında öncelikle çözümü gereken bir husustur.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde bu sürenin iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, 5510 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde ise iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının haksahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda, iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği fakat mahkemenin Kurumun tahkikat neticesini beklemeden taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olmadığı gerekçesi ile davayı reddettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntıları izah edilmeye çalışıldığı üzere Kurumun iş kazası tahkikatı neticesini ve eğer bir tespit davası açılmış ise bu davanın kesinleşmesini beklemeden eksik araştırma ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş;olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar edildiği anlaşıldığından Kurumun tahkikat neticesini beklemek, ihbar edilen bu olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için davacıya önel vermek, açılacak tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak tespit davası neticesinde olayın “iş kazası”olduğu hususunun kesinleşmesi veya olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ile iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektedir.
Kabule göre de haksız fiil iddiasında olan kişi ile bu zarara sebebiyet veren ya da sebebiyet vermese de zarardan sorumlu olanlar arasında hizmet akdi ilişkisi olmasa bile haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin herzaman istenebileceği, taraflar arasındaki hizmet akdi ilişkisinin sadece yargılamanın yapılacağı mahkemenin görevini etkileyecek bir husus olduğu, taraflar arasında hizmet akdi yok ise yargılamanın iş mahkemelerinde değil de genel görevli mahkemelerde görüleceği ve bu kapsamda da eğer taraflar arada hizmet akdine dayalı bir ilişki yok ise yapılması gerekenin mahkemece görevsizlik kararı vermek olduğu hususunun göz ardı edilmesi de doğru olmamıştır.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.