Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/14235 E. 2011/6290 K. 12.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14235
KARAR NO : 2011/6290
KARAR TARİHİ : 12.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 150.917.82 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.07.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat ….. Türkmen ile karşı taraf vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava 21.12.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sağ gözünü kaybederek % 41,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece, manevi tazminatın ve olayın meydana gelmesinde etkili bulunduğu kabul edilen kötü tesadüften işverenin sorumlu tutulması gereken miktarın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, anlaşılmaktadır.
Davacının % 41,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğramasına yol açan iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu, % 30 oranında da kaçınılmazlık faktörünün olayda etkisinin bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder.
Bir olayın kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, kaçınılmazlık nedeniyle işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu’nun 43. maddesini göz önünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. Her iki taraf yönünden %50’şer oranında sorumluluğun paylaştırılması ilk bakışta uygun görünebilirse de, işçi ve işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması halinde; işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi; sosyal hukuk devleti ilkesi gereği düşünülebilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Oysa dava konusu olayda, % 30 oranında kaçınılmazlık bulunmasına karşın, bunun %50’sinden işveren sorumlu olduğu kabul edilerek, tazminatların belirlendiği görülmektedir. Bu tür bir sorumluluk paylaşımı ise Borçlar Kanunu’nun 43. maddesine aykırıdır,
Manevi tazminata gelince: Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacı yararına hüküm altına alınan 60.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan ve özellikle kötü tesadüften işverenin sorumluluğunun az, manevi tazminatın ise fazla takdiri suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 825.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine,
temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 12.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.