Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/9701 E. 2011/800 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9701
KARAR NO : 2011/800
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;ilamda yazılı nedenlerle, 87.602,83 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan Türkiye Şeker Fab. A.Ş. vekillerince istenilmesi ve davalılardan Türkiye Şeker Fab. A.Ş. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.02.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Türkiye Şeker Fab. A.Ş. vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … Basat geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

K A R A R

1-HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40,00-TL olan kesinlik sınırı 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00-TL’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2009 yılında bu parasal sınır 1.400,00TL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 04.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2009 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.430,00. TL.’sini geçmesi gerekir.
İnceleme konusu karar,bu tarihten sonra verilmiş ve ihtiyari dava arkadaşı olan davacılardan … (Kurt) yararına 766,33-TL’lık maddi tazminat ile davacı kardeşler …, …, …’un her biri yararına 1.000,00’er TL manevi tazminat verilmesine ilişkin hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davalı Türkiye Şeker Fab. AŞ vekilinin temyiz dilekçesinin: Davacı … (Kurt) bakımından maddi tazminata yönelik olarak, davalılar …, …, … bakımından da manevi tazminata yönelik olarak verilen kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacıların tüm, Çorum İş Mahkemesinin 2000/197E, 2004/131K sayılı dosyasının maddi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmaması hatalı ise de, davacılar…, … (Kurt) ve …’un maddi tazminat istemlerinin reddedilmesi karşısında; sözü edilen noksanlığın sonuca etkisinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı Türkiye Şeker Fab. AŞ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 27.09.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacılardan…, … (Kurt) ve …’un maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar … ve … (Kurt)’un maddi tazminat istemleri ile tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılardan Türkiye Şeker Fab. AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu ölüm olayı nedeniyle ceza davasında sanık olarak yargılanan …, …, … ile Hüseyin Gülüşün aleyhine, hak sahiplerinden … ile…, … (Kurt) ve …’un Çorum İş mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemli olarak dava açtıkları, yapılan yargılama sonunda davacıların her biri yararına 1.250,00’şer TL manevi tazminat ile davacı … yararına 1.208,75-TL maddi tazminat verilmesine, davacılar…, … (Kurt) ve …’un maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin Çorum iş Mahkemesinin 03.06.2004 gün ve 200/197E, 2004/131K sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği dosyadaki bilgi ve bilgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği ve müteselsil borçlulardan bir bölümü aleyhinde görülen maddi tazminat istemli davanın kesinleşmesi ve o davada taraf olmayan müteselsil borçlular aleyhine yeni bir dava açılması durumunda, sonradan dava açılan müteselsil borçluların, aynı olay nedeniyle daha önce açılan ve kesinleşen davada tespit edilen maddi tazminat miktarını geçer biçimde maddi tazminata mahkûm edilip edilemeyecekleri noktasındadır.
Gerek eksik ve gerekse tam dayanışmalı sorumlulukta, zarar gören giderim borçlularından herhangi birine karşı hakkını ileri sürebilir. B.K.’nun 142/II.maddesindeki borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların mesuliyeti devam edeceğinden zarar görenler zararlı sonuçtan sorumlu olan bütün sorumlular aleyhinde dava açabileceği gibi, sorumlulardan herbiri aleyhine ayrı ayrı dava açabilir. Bunu önleyen bir hüküm yasalarımızda mevcut değildir. Bu duruma göre, zarara uğrayanın, dayanışmalı sorumlulardan birini yada bir kaçını seçip onlara karşı giderim davası açarak ödetme kararı alması eğer borç ödenmemişse diğer sorumlu hakkında da zararın tümü için giderim davası açmasını engellemez. Çünkü zarar görenin (alacaklının) tatmini oranında giderim borcu sona erer. Bu durumda mahkemece önceden ödetilmesine karar verilen bu miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsile karar verilmesi gerekir.
Öte yandan davacıların iki ayrı dava açmaları, olay nedeniyle müteselsilen sorumlu olanların ayrı ayrı sorumlu tutulması sonucunu doğurmayacağı açık olup, aksinin kabulü manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırıdır. Gerçekten hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararda bu doğrultudadır.
Somut olayda davacılar … ile…, … (Kurt) ve …’un manevi zararları kesinleşen Çorum İş Mahkemesine ait kararla belirlenmiş ve davacılarda anılan kararı temyiz etmemek suretiyle manevi zararlarının hüküm altına alınan miktar kadar olduğunu kabul etmişlerdir.Hal böyle olunca sonradan açılan davada manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi nazara alınmadan, Çorum İş Mahkemesinin 03.06.2004 gün ve 2000/197E, 2004/131K sayılı kararı ile takdir edilen manevi tazminat miktarlarını geçer biçimde davacılar … ile…, … (Kurt) ve … yararına manevi tazminat takdir edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması ayrıca kesinleşen Çorum İş Mahkemesi kararı ile hüküm altına alınan manevi tazminatların tahsil edilip edilmediği araştırılarak BK’nun 145. Maddesi gereğince müteselsil borçlulardan biri tarafından yapılan ödeme oranında diğerlerinin borçtan kurtulacağı gözetilmek suretiyle, davacılar … ile…, … (Kurt) ve … bakımından hüküm altına alınan manevi tazminatların, tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla tahsiline karar verilmek gerekirken mükerrer tahsile yol açar biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Maddi tazminata gelince: Müteselsil borçlulardan bir bölümü aleyhine açılan ve kesinleşen Çorum İş mahkemesi dosyasında Davacı …’un maddi zararı 1.288,75-TL olarak belirlenerek, 1.208,75-TL karar altına alınmıştır. Bu duruma göre davacı …’un isteyebileceği maddi tazminat miktarının kesinleşen dosya da belirlenen ve hüküm altına alınan miktarı geçemez. Kesinleşen dosyada karar altına alınan miktarın ise anılan dosyadaki müteselsil borçlulardan tahsil edilmesi halinde ise BK’nun 145. Maddesi gereğince diğerlerinden istenemez. Hal böyle olunca da Çorum İş Mahkemesinin 2000/197E, 2004/131K sayılı kararında hüküm altına alınan maddi tazminatın tahsil edilip edilmediği araştırılmaksızın, tespit edilen maddi tazminat miktarını aşar ve tahsilde tekerrüre yol açar biçimde davacı … yararına maddi tazminata karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Türkiye Şeker Fab. AŞ vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan Türkiye Şeker Fab. A.Ş. yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ.’ye iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine, 08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.