Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5713 E. 2011/5857 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5713
KARAR NO : 2011/5857
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde 10.1.1993-27.9.2004 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 10.01.1993 – 27.09.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen 900 günlük sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının imzasını içeren işe giriş bildirgesine göre 01.07.1993 tarihinde çalışmaya başlaması nedeniyle bu tarihten öncesine yönelik talebinin yerinde olmadığı, davacının çalışma gün sayısının çekince koymadan imzaladığı ücret ödeme belgelerinde yazılı süreler kadar olduğu, yazılı belgeler karşısında tanık sözlerine itibar edilemeyeceği, davacının çalışmalarının Kuruma eksiksiz bir biçimde bildirildiği ve tespiti gereken başkaca hizmeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, mali müşavirlik bürosunda mutfak ve temizlik görevlisi olarak çalışan davacının 1.7.1993 – 25.9.2004 tarihleri arasında geçen 3173 günlük çalışmasının bazı aylarda tam bazı aylarda ise kısmen (30 günün altında) Kuruma bildirildiği, davacının imzasının yer aldığı işe giriş bildirgesine göre davalı işyerinde 1.7.1993 tarihinde çalışmaya başladığı gibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İzmir Bölge Müdürlüğüne sunduğu dilekçesinde de 1.7.1993 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını beyan ettiği, bu davada güçlü delil niteliğini taşıyan İzmir 4.İş Mahkemesinin işçilik alacaklarına dair 2004/968-956 E.K.sayılı dava dosyasında mahkemenin, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 1.7.1993 – 25.9.2004 tarihleri arasında11 yıl 2 ay 28 gün (4104 gün) çalıştığını kabul ederek işçilik alacaklarının kabulüne karar verdiği ve kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 27.2.2007 günlü kararı ile onandığı, çalışma döneminin tamamını kapsayan ve imzalı ücret ödeme belgelerine göre davacının bazı dönemlerde aylık çalışmasının 30 günden az (kısmi) olduğu ve Kuruma bildirilen çalışma gün sayısının aylık ücret tediye bordroları ile uyumlu olduğu, işyerinin 1.2.1989 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, işçi alacakları davasında dinlenen tanıkların davacının Cumartesi günü dahil olmak üzere haftada 6 gün 08:30-21:00 saatleri arasında çalıştığını ifade etmelerine karşın eldeki davada dinlenen bordro tanığı Neşe Alkan’ın ise davacının çalışmasının tam gün olmadığını beyan ettiği, davacının çalışma süresinin tamamını kapsar biçimde bordro tanığı dinlenmediği, davacı vekilinin 9.2.2010 tarihli dilekçesi ile ücret tediye bordrolarında yer alan imzaların davacıya ait olmadığını iddia etmesine karşın imza incelemesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, imzasının yer aldığı işe giriş bildirgesine göre davacının 1.7.1993 tarihinde çalışmaya başladığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İzmir Bölge Müdürlüğüne sunduğu dilekçesinde davalı işyerinde 1.7.1993 tarihinde çalışmaya başladığını beyan ettiği, işçi ve işveren yönünden güçlü delil teşkil eden İzmir 4.İş Mahkemesinin işçilik alacaklarına dair 2004/968-956 E.K.sayılı kararında, davacının 1.7.1993 tarihinde çalışmaya başladığı kabul edilerek kurulan hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği anlaşılmakla davacının 1.7.1993 tarihinde çalışmaya başladığı kabul edilerek bu tarihten öncesine yönelik hizmet tespiti davasının reddine karar verilmesi doğrudur. Ne var ki; davacı vekilinin 9.2.2010 tarihli dilekçesi ile ücret tediye bordrolarında yer alan imzaların davacıya ait olmadığını iddia etmesine karşın imza incelemesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, ücret tediye bordrolarında yazılı çalışma gün sayısının doğru olduğunun kabul edilmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacı asıl duruşmaya çağrılarak tespitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverenin ücret tediye bordrolarında yer alan imzaların kendisine ait olup olmadığını sormak, imzanın kendisine ait olmadığını belirttiği aylarla sınırlı olmak üzere sigortalının imzası üzerinde uzman bilirkişilere imza incelemesi yaptırmak, imzanın sigortalıya ait olduğunun anlaşılması halinde imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzanın sigortalıya ait olmadığının anlaşılması halinde veya imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden ise işverence Kuruma verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, işyeri dosyasını Kurumdan, işçi özlük dosyasını işyerinden getirtmek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucunda davacının Kuruma bildirilen süreler dışında çalışması olup olmadığına karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.