Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16780 E. 2011/299 K. 20.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16780
KARAR NO : 2011/299
KARAR TARİHİ : 20.01.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.5.1999-20.2.2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 15.05.1999- 01.06.2000 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının ve bu dönem ile 01.06.2000- 20.02.2003 tarihleri arasında aldığı ücretin asgari ücretin 4 katı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacının davalı şirkete ait işyerinde kayıtlı süreler dışında ayrıca 01/12/1999- 01/06/2000 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 16.02.1987-2008/2. ay tarihleri arasında farklı işyerlerinde kesintili olarak 3.531 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının olduğu, 01.06.2000 tarihinde davalı Şirkete ait 53251 sicil nolu iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 30.05.2000 tarihinde kuruma verildiği, 06.03.2003 tarihinde işten çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü, davalı iş yerinde; 01.06.2000-06.03.2003 tarihleri arasında tam bildirilmiş çalışmalarının olduğu,tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı, 1999/2-2000/2. dönemlere ilişkin 67594 sicil nolu davalı şirkete ait işyerinin dönem bordrolarının geldiği, 532511 sicil nolu davacının çalıştığı işyerine ait dönem bordrolarının gelmediği,gelen bordrolarda davacının isminin olmadığı, 2003 yılı 1,2,3. aylara ilişkin ücret bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının olduğu,davalı işyerinin 17.06.1999-30.09.2002 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, Bakırköy 1.İş mahkemesinin 2003/1157 E. Sayılı dosyasında, davacının davalı işveren aleyhine 06.05.2003 tarihinde işçilik alacaklarının tahsili istemi ile dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda davacının 01.12.1999 tarihinden itibaren 20.02.2003 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kabul edilerek bu dönemde davacının aldığı ücret miktarının sezon dönemlerine göre
değerlendirilerek sezon dönemlerinde aylık 1.240,00 TL sezon harici dönemlerde aylık 800,00 TL ücret aldığı kabul edilerek işçilik alacaklarına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında asgari ücretle ayakçı olarak çalışılacağına dair davacı ve işveren arasında imzalanmış iş akdinin olduğu, İş Müfettişi tarafından tutulan 04.04.2003 tarihli tutanakta , davacının işyerinde 01.06.2000 tarihinde çalışmaya başladığının,06.03.2003 tarihinde işten çıktığının işyeri belgelerinin incelenmesi sonucu tesbit edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Bir başka anlatımla dinlenen tanıkların resmi kayıtlara geçmiş bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olup olmadığı yöntemince araştırılmadan, kesin delil niteliğinde bulunmayıp güçlü delil niteliğinde bulunan işçilik alacakları davasına dayanılarak hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş;dinlenen tanıkların sosyal güvenlik Kurumu belgelerini isteyerek bordro tanığı yada komşu işyeri tanığı olup olmadıklarını tesbit etmek, davalı şirketçe tespit kararı verilen döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumuna davacının çalıştığı işyerinden verilen tüm dönem bordroları yöntemince dosyaya eklenerek bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit
edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine ,20.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.