Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1642 E. 2010/992 K. 08.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1642
KARAR NO : 2010/992
KARAR TARİHİ : 08.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurum kayıtlarında yanlış yazılan soyadının, nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı sigorta kayıtlarında yanlış yazılan soyadının düzeltilerek çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının 19101825 SSK sicil numarasında kayıtlı “Vatansever” olan soyadının “Karakanoğlu” olarak düzeltilerek giriş bildirgesinin davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden Mesildo Ltd. Şti işyerinde davacının Şahiver Vatensever yazılarak 01.12.1989 tarihinde işe girdiğine ilişkin bildirgenin 19101825 sigorta no ile davalı Kurma süresi içinde verildiği, mahkemece yapılan imza incelemesinde bilirkişi tarafından düzenlenen raporla bildirgedeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının bildirildiği, dönem bordro tanıklarının davacının Mesulda şirketinde paketleme bölümünde çalıştığını ve 1989 yılında Bulgaristandan gelen göçmenlerin iş yerinde çalışmaya başladıklarını beyan ettikleri, işverence davalı Kuruma verilen 1989 yılı 3. Dönem bordosunda 19101825 sigorta nolu Şahiver Karakanoğlu adlı kişinin 01.12.1989 tarihinden itibaren 30 gün çalışmasının bildirildiği, ayrıca davacının Bulgaristan göçmeni olması nedeni ile Bakanlar Kurulunun 11.09.1991 tarih ve 1991/2224 K sayılı kararı ile 19.06.1989 tarihinden geçerli olmak üzere Türk vatandaşlığına kabul edildiği bu nedenle giriş bildirgesinin verildiği tarihten yaklaşık 2 yıl sonra 19.02.1992 tarihinde nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Sigortalılığın; zorunlu, kişiye bağlı ve özellikle devredilmez bir hak olduğu ve bu nedenle bu tür davaların özel bir duyarlılığı gerektirdiği gözetilerek çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delillerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerektiğinden mahkemece yapılan araştırmanın dışında “…” adlı bir sigortalı olup olmadığı, bu kişinin davalı şirkette ihtilaf konusu dönemde çalışıp çalışmadığının da araştırılması gerekir.
Yapılacak iş; davacının kayıtlı bulunduğu ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden “….. kızı 09.04.1952 D lu … ” isimli bir kişinin nüfusta kayıtlı olup olmadığı sorularak varsa nüfus kaydının getirtilmesi bu kişinin yöntemince davaya katılımının sağlanarak varsa doğru sigorta nosu tespit edilerek sigorta dosyası getirtilip ihtilaf konusu dönemde davalıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığı araştırılarak davaya karşı beyanı alınıp bildirdiği deliller toplanarak çıkacak sonuca göre karar vermek, böyle bir kişinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise şimdiki gibi davanın kabulüne karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.