Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8802 E. 2010/12225 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8802
KARAR NO : 2010/12225
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, . Mahallesi 185 pafta 1038 ada 35 parsel sayılı 4998 m2 yüzölçümlü taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre 1943 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı içinde iken, 1987 yılında yapılıp 10/2/1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir Mahkemece davanın kabulüne, .Mahallesi 185 pafta 1038 ada 35 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı iptal edilerek hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescili niteliğindedir.Yörede 1943 yılında orman kadastrosu, 1981 ve 1988 yıllarında aplikasyon, 2. madde ve 2/B uygulamaları yapılıp kesinleşmiştir. Genel arazi kadastro çalışmaları ise, 1957 yılında yapılmıştır.İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosunda . Devlet Ormanlarının sınırı içinde bulunup, devletleştirildiği, “12 Mart 1956 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28.12.1955 gün ve 6403 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile … ve … kazaları dahilinde olup, karara ekli krokide hudutları gösterilen … .Devlet Ormanının muhafaza ormanı olarak ayrılmasına” karar verildiği, yörede 1978 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasa çalışmaları sırasında tamamının orman sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 10/02/1988 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu parselin tamamının (P.XIV) numarası verilerek Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, orman sınırı içinde kalan tapu kayıtlarının orman kadastrosunun 1943 yılında kesinleşmesiyle yasal değerini yitirdiği, 1957 yılında yapılan arazi kadastrosunun ikinci kadastro olduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa satış bedelini bu yeri kendisine satanlardan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, dava konusu parsel ile aynı hukuki durumda olan ve mahkemece tapu kayıtları iptal edilerek Hazine adına tescil kararı verilen 1038 ada 34, 55, 58 ve 59 sayılı parseller hakkında tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin kararların sırasıyla 20. Hukuk Dairesinin 29.08.2008 gün 2008/1139-6587 sayılı ve 04.11.2008 gün 2008/13008-14362 ve 27.05.2010 gün 2010/5423-7279 ve 08.05.2005 gün 2004/10358-835 sayılı kararları ile onandığı da gözönünde bulundurulduğunda, tapu kaydının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 12/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.