YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5792
KARAR NO : 2011/7811
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 24.3.1992-28.8.2001 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine ve 506 sayılı Yasanın Ek 5. maddesinde belirtilen itibari hizmet süresinin hesaplanarak eklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı 24.03.1992-28.08.2001 tarihleri arasında davalı Bankaya ait matbaa işyerinde geçen çalışmalarının 506 sayılı Yasanın Ek 5/2 maddesi kapsamında kaldığının tespitini istemiştir.
Mahkemece 24.03.1992-28.08.2001 tarihleri arasındaki 1981 günlük hizmete ilişkin, yaptığı işin 2098 sayılı Yasayla 506 sayılı Yasaya eklenen 5/II. maddesi ve alt bentlerinde sayılı işlerden olduğunun ve Ek-6 maddesi en az 3600 gün Ek madde 5 de belirtilen işlerde çalıştığından Ek madde 5 de yer alan itibari hizmet süresinden yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dava, nitelikçe basım işyerinde çalışıldığından bahisle sigortalılık süresine işin niteliği nazara alınarak her tam yıl için yasanın belirlediği itibari hizmet süresinin eklenmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın Ek 5/II ve Ek 6. maddeleridir.
506 sayılı Yasanın Ek 5/II maddesine göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Yasanın öngördüğü birinci koşul sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışmış olmasıdır. Ancak bu koşulun araştırılıp saptanmasında işyerinin dar anlamda sadece gazete basımıyla uğraşan bir basımevi olarak düşünülmeyip, yasanın açık amacı göz önünde bulundurularak söz değil öze üstünlük tanıyan bir yoruma gitmek gereklidir. Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik işyeri birlikte ifade edilmiş ise de; gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan işyerlerinde çalışan sigortalılar da, maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yararlanacakları açıktır. “Basım” işinin matbaa işyerinde mevkute çıkarmaya yönelik olduğu ise söz götürmez. İkinci koşul ise; II. bendin (a,b,c,d,e,f) alt bentlerinde belirtildiği biçimdeki fiziksel dış etkenlerden birinin olayda ayrıca gerçekleşmiş bulunmasıdır. Buna göre basım işyerinde geçen çalışmalar sırasında: a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılması veya b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışılması veya c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılması veya d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek çalışılması veya e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılması veya f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra olacak biçimde çalışılması halinde belirtilen çalışmanın itibari hizmete tabi olduğunun kabulü mümkündür. 506 sayılı Yasanın Ek-6 maddesine göre ise: “Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi çalışmalarının en az 3600 gününü ek madde 1 de belirtilen işlerde geçiren sigortalılar, ek madde 1 de yer alan itibari hizmet süresine ilişkin hükümlerden yararlanırlar.
Somut olayda ise anılan işyeri matbaa olmakla birlikte yapılan basım işinde davacının nasıl çalıştığı açık değildir. Gerçekten davacının kamu kuruluşu olan işyerine şoför olarak işe alındığı ve bildirimlerinin de bu şekilde olduğu tartışmasısızdır.Davada ki sorun öncelikle şoför olarak işe alınan davacının söz konusu matbaada nasıl ve ne şekilde çalıştırıldığına ilişkindir. Hal böyle olunca da davacının anılan işyerindeki çalışmasının niteliği ve varsa matbaada çalıştırıldığı süre ve çalışmasının niteliğinin araştırılmadan EK 5/2 madde kapsamında kabulünün hatalı olduğu açıktır.
Yapılacak iş, Davalı Bankaya ait Matbaacılık iş yerinde davacının şoför olarak işe alınmasına rağmen bu iş yanında iddia edildiği gibi şoför olarak çalışmadığı zamanlarda mevkute çıkarmaya yönelik basım işinde çalışıp çalışmadığı varsa çalıştığı sürelere ilişkin olarak işyeri kayıtlarını istemek, işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların çalışmanın niteliğine dair bilgilerine başvurmak işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile, davacıya ait işyerindeki şahsi dosyası ile davacının Kurumda bulunan şahsi sicil dosyasını celp etmek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre, işyerinde davacının yaptığı işin Ek 5. maddenin aradığı şekilde bir basım işi olup olmadığı, giderek itibari hizmetten yararlanıp yararlanmayacağına karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de;
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın Ek-5. Maddesi 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 106.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 5510 sayılı Yasanın itibari hizmeti düzenleyen 40. maddesindeki düzenlemeyle de davacının çalıştığını ileri sürdüğü iş kolu kapsamdan çıkarılmıştır. 506 sayılı Yasanın Ek-5 maddesi kapsamında çalışmakla birlikte bu madde kapsamındaki çalışmaları 3.600 günü bulmayan ancak 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile çalıştıkları iş kolu kapsamdan çıkarılan sigortalıların durumu ile ilgili olarak 5510 sayılı Yasanın geçici 7/2.maddesi ile düzenleme yapılmıştır. Anılan düzenlemeye göre: “506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde sayılan itibari hizmet süresi kapsamında yer alıp bu Kanunun 40 ıncı maddesinde sayılmayan işlerde bu Kanunun yürürlük tarihinden önce geçen çalışma sürelerinin bu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesinde 3600 gün prim ödeme şartı aranmaz.” Hal böyle olunca da davacının çalıştığı iş kolu bakımından 506 sayılı Yasanın Ek-5. maddesine göre hak edilen itibari hizmet sürelerinin değerlendirilmesi için 3.600 gün prim ödeme şartının ortadan kalkmış olduğu halde hatalı değerlendirmeye dayalı ve araştırma yapılmadan davacının ek-6.madde kapsamında 3600 gün çalışması olduğunun kabulü de doğru görülmemiştir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.