YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13453
KARAR NO : 2013/4881
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/09/2005-21/10/2008 tarihleri arasında ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 01.09.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.09.2006-01.10.2008 tarihleri arasındaki ödenmeyen aylıkların hak ediş tarihinden itibaren yasal fazi ile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.10.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile 01.10.2008 tarihine kadar birikmiş aylıkların yasal fazi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Tahsis talebinde bulunan sigortalıya, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için; 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/C b-bb maddesindeki düzenleme gereğince, 15 yıl sigortalılık, 3600 gün prim ödeme şartı ile 54 yaşını doldurmuş olma şartının gerçekleşmiş olması gerekir.Davacının 20.09.1954 doğumlu olduğu ve tahsis talep tarihinde 52 yaşını ikmal ettiği, 15 yıllık sigortalılık süresini sağladığı ancak 3600 gün prim ödeme şartını yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının 3600 gün prim ödeme şartını 2005 yılı 9. ayında sağlamış olup, bu durumda yaşlılık aylığı talebinin 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/C(b-bb) kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda değerlendirilme yapıldığında ise davacı tahsis talep tarihinde 54 olan yaş şartını sağlamamaktadır.Kurumca davacının 26.09.2008 tarihli talebine göre 01.10.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmış olup kurum işlemi doğrudur. Buna rağmen mahkemece davacının 01.09.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine şeklinde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.