Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/10057 E. 2013/17283 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10057
KARAR NO : 2013/17283
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/10/1994-23/02/2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 01.10.1994-23.02.2006 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına 17.09.1998 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, davacının davalı işyerinden 17.09.1998-30.11.1998 tarihleri arasında çalışmasının bildirildiği, davacının dava dışı … sicil numaralı işyerinden 01.10.1997-30.11.1997 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, Dairemizin 2011/10312E, 11713K sayılı, 29.11.2011 tarihli bozma ilamı doğrultusunda, dosya içinde olmayan dava dışı işyerinden verilen 01.10.1997 tarihli işe giriş bildirgesi üzerinde imza incelemesi yapıldığı ve imzanın davacıya ait çıkmaması üzerine başkaca bir araştırma yapılmadan davacının davalı işyerinde 01.10.1994-23.02.2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, her ne kadar dava dışı işyerinden verilen işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmış ise de, imzanın davacıya ait olmaması davacının dava dışı işyerinde çalışmadığı anlamına gelmez. Dava dışı işyerinden davacı adına bildirim yapılmış olması karşısında davacının bu işyerinde çalışmadığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Bir kimse çalışmadığı halde çalışmış gibi hizmetinin bildirilmesi olağan olmadığından, salt işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olmamasından yola çıkılarak başkaca bir araştırma yapılmadan karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, dava dışı işyerine ait ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarını istemek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının dava dışı işyerinde çalışıp çalışmadığını somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra ve hak düşürücü sürenin söz konusu olabileceğini de göz önüne alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’ya iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.