YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10122
KARAR NO : 2010/14044
KARAR TARİHİ : 10.11.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …; … Köyü Aşılı mevkiinde bulunan 1.000m2 yüzölçümündeki taşınmazın 1979 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkarıldığını, 2002 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmaları sırasında 214 OTS taşının yeri değiştirilerek taşınmazın sınırlarının 80 m2 daraltıldığı, 214 OTS taşının eski yerine alınması isteği ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.03.2006 gün 2006/15564-15070 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece keşif ve uygulama yapılmadan davacının dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanı dikkate alınarak taşınmazın tahdit içinde iken 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığının sabit olduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğu, bu sebeple bir orman mühendisi, bir … ve yerel bilirkişi ile birlikte yapılacak keşifte dava edilen yerin genel arazi kadastro paftasındaki yeri, 3116, 1744, 3302 ve 3402 Sayılı Yasaların uygulanması sonucu ne gibi işleme tabi tutulduğunun saptanması, taşınmazın ilk tahdit haritası içinde kaldığının belirlenmesi halinde tahdit içinde kalan yerin orman sınırları dışına çıkarılması için açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi, taşınmazın ilk tahdit içinde iken 2. madde veya 2/B uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlenmesi halinde ise orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına olacağından ve zilyetlikle kazanılamayacağından davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı ve dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, dava tarihinden sonra taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş ise tutanak aslı bulunduğu yerden getirtilerek, malik hanesi doldurulmuş veya kesinleştirilmiş olsa dahi eldeki dava sebebiyle malik hanesinin açık olacağı gözetilerek 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesine göre gerçek hak sahiplerinin belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş hüküm davacının mirasçılarından … ve … Sandıraz tarafından temyiz edilmiştir..
Dava, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 08.12.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp sonuçları 07.03.1978 tarihinde itirazları inceleme sonuçları ise 24.09.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılıp sonuçları 26.11.2002 – 25.12.2002 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyularak işlem yapıldığına ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş tahdit haritası, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarına dayalı olarak yapılan uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın 08.12.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı anlaşıldığına, tahdit içinde kalan yerin orman sınırları dışına çıkarılması için açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 10/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.