Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/23242 E. 2013/7569 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23242
KARAR NO : 2013/7569
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 04/03/1978 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 4.3.1978-21.4.1988 tarihleri arasında davacının yurtdışındaki çalışmalarının borçlandırılması gerektiğinin tespiti ile davacının Almanya’da ilk defa çalışmaya başladığı tarih olan 4.3.1978 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak kabulüne ve aksine kurum işleminin ipatline ilişkindir.
Mahkemece, kısa kararda “Davanın kabulü ile,davacının 04/03/1978-21/04/1988 tarihleri arasındaki dönemde yurtdışı çalışmalarının borçlandırılması gerektiğinin tespitine ve davacının ilk defa Almanya’da çalışmaya başladığı tarih olan 04/09/1978 tarihinin sigortalı başlangıç tarihi olarak kabulüne,bunun aksine ilişkin kurum işlemlerinin iptaline,” yazılı iken gerekçeli kararın gerekçe kısmında “Toplanan deliller,davacı ve davalının iddia ve savunmaları,celp edilen kayıt ve belgeler ve tüm dosya kapsamından; davacıya 01/08/2008 tarihinden itibaren yapılan aylık ödemelerin, davacının hak ettiği yaşlılık aylıkları olduğu ve yersiz ödeme olmadığı,ayrıca davacının 01/08/2008 tarihinden itibaren sağlık sigortası yardımlarından yararlanma şartlarını taşıdığı ve kurunca yapılan sağlık sigortası yardımlarının yersiz ödenmediği ve davacıdan istenilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiğinden,davacının davalıya 10.410,96 TL borçlu olmadığının ve davacının aylığının kesildiği tarihten itibaren başlatılarak aynen ödenmesi gerektiği kanaatine varılarak, dosya içeriğine uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” demek suretiyle hükmün gerekçesi ile hüküm bölümü arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 11.09.2012 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın gerekçe bölümünde çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.