Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10095 E. 2010/13365 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10095
KARAR NO : 2010/13365
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili tarafından davalılar …, ve … aleyhine 01.01.2005 gününde verilen dilekçe ile babası …’dan … Köyünde … mevkiinde bulunan ve tapuya kayıtlı olmayan zilyetlitlerindeki taşınmazları aralarında rızaen taksim ettikleri halde, kendi hissesine düşen taşınmazları davalıların kullandırmadığını, müdahalenin men’i ile zilyetliğinin korunmasının istenmesi üzerine yapılan duşurma sonunda; Orman Yönetimi davaya asli müdahil olmuş ve mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacı tarafın keşfi yaptırmadığından davanın reddine dair verilen 31.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kalbulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki tüm belgeler incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, … için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün göz önünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda açıklanan, yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi mahkemece daha önce yapılmış bir keşif olup, o keşifteki bulgulara göre bir karar verilmemesi de bozma nedenidir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. 3402 Sayılı Yasanın 26/4 maddesi hükmüne göre “kadastro mahkemesinin yetkisi (görevi) her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar.” Yine aynı yasanın 27/1 maddesine göre “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmazlara ilişkin davalar hakkında o taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur.” hükümleri getirilmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak, taşınmaza kadastro tutanağı düzenlenmiş ise davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olacağından görevsizlik kararı verilmesi hususu da düşünülmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.