YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10982
KARAR NO : 2013/17081
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 26/07/2004-25/07/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarını reddi gerekmiştir.
2-Davacı davalı iş verene ait muhasebe bürosunda 26.7.2004-25.7.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını belirtip hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının ihtilaflı dönemde dört değişik işyerinden bildiriminin bulunduğu dinlenen tanık ifadelerinden davacının ihtilaflı dönemde davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmakla birlikte iddia edilen süre kadar çalışıp çalışmadığı ve ne kadar süreyle çalıştığı hususun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş isede dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.
.İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalının prime esas kazançlar toplamını, prim gün sayıları ile sigorta primlerini gösterir belgelerini Yasada belirtilen sürede Kuruma vermekle yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması ile Kurumun çalışan sigortalıyı fiilen ya da kayden saptamamış olması hallerinde ise sigortalıya, hizmetlerini, alacağı ilam ile tespit ettirme ve bu suretle sigortalılık olanaklarından yararlanma hakkı yasaca tanınmıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir. Bir diğer anlatımla, sigortalı, hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl dolmadan bildirimsiz kalmış çalışmalarının tespitini isteyebilecektir.
Somut olayda davacının davalı işyerineden hiç bildiriminin bulunmadığı ihtilaflı dönem içinde 1.10.2004-31.12.2004 tarihleri arasında … … adına işlem gören 1002189 sigorta sicil sayılı işyerinden 90 gün bildiriminni bulunduğu bu durumda 2004 yılında geçen alışmalar yönünden davanın açılış tarihi itibariyle 506 sayılı Yasanın 79.maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla bu gerekçe ile bu dönem yönünden davanın reddine karra verilmesi doğrudur.
1.1.2005-25.7.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise ; Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya … delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden dinlenen bordro tanığı ve komşu işyeri tanığı anlatımlarından ve davalı işveren tarafından düzenlenen 2005 yılı 3.ayına ilişkin maaş bordrosundan davacının davalı işverene ait büro işyerinde 1.1.2005-25.7.2006 tarihleri arasında hizmet akti ile çalıştığı anlaşılmaktadır.Ancak davacının bu dönem içinde 9.9.2005-30.9.2005 tarihleri arasında … sigorta siçil sayılı … … adına işlem gören özel bina inşaatı işyerinden 22 gün,26.10.2005-30.11.2005 tarihleri arasında 1008260 sigorta sicil sayılı … adına işlem gören özel bina inşaatında 36 gün,1.6.2006-11.8.2006 tarihleri arasında ise 1009127 sigorta sicil sayılı … … adına işlem gören özel bina inşaatında 71 günlük bildirimin olduğu görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş 1.1.2005-25.7.2006 tarihleri arasındaki yukarıda sayılan dava dışı başka işyerlerinden yapılan bildirimler dışlanarak kalan sürelerde davacının davalı işveren yanında çalıştığının tespitine karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.