Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1361 E. 2011/8161 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1361
KARAR NO : 2011/8161
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapan 5219 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca 01.01.2011 tarihinden sonra, anılan yasanın 427.maddesindeki kesinlik sınırı, 1.540,00 TL.’ye çıkarılmış olup, inceleme konusu manevi zararın giderilmesine ilişkin davada mahkemece davalı aleyhine 1000,00TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmış olup davalının manevi tazminat davasındaki temyiz itirazlarının kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,
2-Dava,geçirdiği iş kazası neticesinde 8.1.2007 tarihinde ölen sigortalı …’ın kardeşinin manevi zararının giderilmesi istemini ilişkindir.
Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 8.1.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden;sigortalı müteveffa …’ın davaya konu iş kazasında 2/8,üst iş verenin 2/8 ve alt işverenin 4/8 oranında kusurlu oldukları, sigortalı müteveffa …’ın babasının da daha öncesinde aynı olay nedeniyle aynı davalı aleyhine manevi tazminat davası açtığı,bu davanın kabul ile neticelendiği ve Dairemizin 6.7.2009 tarih 2009/2503 Esas,2009/10630 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde iş kazası neticesi ölen sigortalının kardeşi olan davacı lehine hükmedilen 1000,00 TL, manevi tazminat miktarının biraz az olduğu açıktır.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazının hükmün kesinliği nedeniyle REDDİNE,kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine,17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi