Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7643 E. 2010/8292 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7643
KARAR NO : 2010/8292
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere bozma ilamına ve kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, iş kazası sonucu hayatını kaybeden sigortalının eş ve çocukları olan davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine ilişkin verilen karar davalılar hakkında verilmiş feragatname sözkonusu olmadığından işin esasına girip karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyulmakla davacı bozma sonrası ıslah ile maddi tazminat miktarını artırmış ve ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminata ilişkin ıslah istemini başvuru harcı yatırılmış olması nedeni ile ek dava kabul edilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, maddi tazminat isteminin ise bozmadan sonra ıslah olmayacağı gerekçesi ile ıslah ile artırılan miktar için istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin manevi tazminata ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik yoktur ancak maddi tazminat isteminin artırılması ile ilgili dilekçesinin hukuki değerlendirmesinde yanılgıya düşüldüğü görülmektedir.
Gerçekten 4.2.1948 günlü 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Mahkemenin aksi yöndeki uygulaması H.U.M.K.’nun 84. ve anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırılık oluşturduğundan bozmadan sonra ıslah yoluna başvurulamaz. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır.
Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan bu olayda maddi tazminat isteminin artırılması ve manevi tazminat istemine ilişkin dilekçenin başvurma ve nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre de davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü, istemin yeni bir dava niteliğinde olduğunun giderek dilekçenin bu haliyle birleştirme istemli bir ek dava dilekçesi olarak kabulünün gerektiği ortadadır. Mahkemece ıslah dilekçesini her iki talep yönünden ek dava kabul edilerek manevi tazminat isteminde olduğu gibi maddi tazminat istemi ile ilgili artırılan miktar yönünden de ek dava kabul edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Dava dışı … tarafından 07.01.2002-05.04.2002 tarihleri arasında yapılan toplam 900.000.000. TL (900,TL) lik ödemenin maddi zararlara karşı yapılan makbuz hükmünde ödeme kabul edilerek, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırmak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetleyip, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul edilerek, yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptayıp, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapıp, daha sonra kalan miktara hükmedilmesi gerekirken, usulüne uygun oranlama yapılmadan ödemenin yapıldığı tarihteki asgari ücret ile rapor tarihindeki asgari ücrete oranlama yapılarak zarar hesabı yapan 22.03.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.