YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14034
KARAR NO : 2011/2472
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 14.12.1983 tarihinden itibaren tarım … sigortalısı olduğunun tespitine emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 14.12.1983 tarihinde itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 4.2.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının sigorta başlangıç tarihinin vergi borçlanması yaptığı sürenin başlangıcı olan 14.12.1983 olduğunun ve dava tarihi itibariyle, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkin ilk hükmü, Dairemize ait 19.4.2010 günlü bozma kararı ile ; “…. Davacının 04.10.2000 tarihinden önce sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı, Geçici 18. maddi gereğince geçmiş vergide kayıtlı sürelerini borçlanmasına ilişkin talebini ise 5.2.2004 tarihinde yaptığı, uyuşmazlık konusu olan dönemde vergi kaydı var ise de 1479 sayılı Yasanın Ek 18. maddesindeki Kuruma 6 ay içerisinde müracaat şartının olayda bulunmadığı, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 18. maddedeki borçlanma talep süresinin 2.2.2004 tarihinde sona erdiği davacının yasal süreden sonra yaptığı borçlanma talebinin Kurumca geçerli sayılarak davacının yaptığı borçlanma prim ödemesinin açık yasa hükmü karşısında davacıya hak kazandırmayacağı ortada olup bu halde de davacının yaşlılık aylığına yeterli hizmet süresinin bulunmadığı,…” nedenine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi görüşü ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemizin maddi hataya yönelik olan bu bozma kararına uyularak karar verilmiş ise de; davacının isteminin Anayasal sosyal güvenlik hakkına ilişkin olduğu bu hallerde ise usulü müktesep hakkın oluşmayacağı açıktır. Gerçekten, davacının 1479 sayılı Yasaya 4956 sayılı Yasanın 47. maddesi ile 24.7.2003 tarihinde eklenen Geçici 18. maddesi gereğince 5.2.2004 tarihinde yaptığı vergiye dayalı sürelerine ilişkin borçlanma isteminin süresinde olduğu, 2004 yılı Kurban Bayramı resmi tatilinin içinde kalan yasal borçlanma süre sonu olan 2.2.2004 tarihini takip eden ilk iş günü olan 5.2.2004 tarihinde yapılan borçlanma isteminin bu nedenle süresinde bulunmakla ve önceki bozma kararımızın hatalı olduğu açıktır. Bu halde ise davacının Kurumca da kabul edilen vergiye dayalı olan sigortalılık sürelerini borçlanma işleminin geçerli olduğu tartışmasızdır.
Açıklanan nedenler gereği, davacının isteminin ilk hükmündeki gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.