Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/10061 E. 2010/6637 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10061
KARAR NO : 2010/6637
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının işçi simsarı olduğunu, müvekkili ile birlikte …’e götürdüğü 19 işçiye 18 ay boyunca aynı şirkette çalışmalarını sağlamak amacıyla boş senet imzalattığını, taraflar arasında 07.08.2002 tarihli sözleşme yapıldığını, ancak müvekkilinin sözleşmede öngörülen şartlara uyulmadan 33 ay çalıştırıldığını, ücretleri için açtıkları davadan vazgeçmemeleri üzerine boş senedin davalı tarafından doldurularak takibe konulduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek takibe konu senedin bedelsiz olduğunun tespiti ile iptaline, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu senedin davacı tarafından müvekkiline olan borcundan dolayı verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı vekilinin 03.03.2009 tarihli celsede davacının müvekkilinden borç para aldığını ve karşılığında takip konusu bonoyu verdiğini beyan ettiğinden ispat yükünün borcun sebebini açıklayan davalı tarafa düştüğü, davalı tarafın davacıya borç verdiğine ilişkin belge ve delil ibraz edemediği, yine dosyada bulunan belgelerden davacının 18.08.2002 tarihinde yurt dışına çıktığı ve 24.10.2009 tarihinde döndüğü anlaşıldığından senedin 01.12.2002 tarihinde …-…’da düzenlenmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne ve 4000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senede “malen” veya “nakden” kaydı yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer(YHGK 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı).
Somut olayda, borcun sebebi “nakden” olarak gösterilmiştir. Davalı da bonoda yazılı borcun sebebinin davacıya verilen borç para olduğunu belirtmek suretiyle temel alacağı açıklamıştır. Böylelikle davalı senet metninde yazılı kaydın doğru olduğunu bildirmiş, bonoda yazılan “nakden” kelimesini, bir başka anlatımla bononun ihdas nedenini talil etmemiştir. Bu durumda, mahkemenin, ispat yükünün borcun sebebini açıklayan davalı tarafa düştüğüne ilişkin gerekçesi isabetli değildir. Bu nedenle mahkemece, ispat külfetinin davacıda olduğu düşünülmek suretiyle varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.