YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/610
KARAR NO : 2010/572
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, SSK kapsamında 21.12.2000-5.4.2001 tarihleri arası çalışmasının bulunmadığının ve sağlık karnelerinin teslimine ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının 22.5.2000-17.4.2007 arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığı ile çakışan 21.12.2000-5.4.2001 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının iptali ile sağlık karnesinin geri verilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 21.12.2000-5.4.2001 tarihleri arasındaki zorunlu SSK’na tabi çalışmaları fiili olmadığından iptaline, bu dönemde isteğe bağlı 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve sağlık yardımından yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında 22.5.2000 tarihli giriş bildirgesiyle isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildiği 22.5.2000 tarihinden 17.4.2007 tarihine kadar 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olarak pirimlerini düzenli olarak ödediği, bu dönemde davacının 21.12.2000-5.4.2001 tarihleri arasında 105 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu çalışmasının bulunduğu ve davalı Bağ Kur’un 10.5.2007 tarihli işlemi ile davacının isteğe bağlı sigortalılığının SSK‘na tabi çalışması nedeniyle 20.12.2000 tarihi itibariyle sona erdirildiği ve 18.6.2007 tarihli Bağ Kur yazısı ile de davacının isteğe bağlı sigortalılığının 21.12.2000 tarihinden bir gün önce son bulması nedeniyle bu tarihten sonra …’dan sağlık hizmetlerinden yararlanmayacağının bildirildiği anlaşılmaktadır
Sosyal Güvenlik Sisteminizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmıştır. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalı Kanunu ve gerekse 1479 sayılı … Kanunundaki birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olması yasaklanmış, zorunlu sigortalılıklarının çakışması halinde sigortalının önceden başlayıp halen devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanınarak, isteğe bağlı ve zorunlu sigortalılık çakıştığında ise aslolan zorunlu sigortalılık olduğundan zorunlu sigortalılığa değer verilerek çatışan sigortalılık sorunu çözüme ulaştırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-389 – 430 sayılı ve 29.06.2005 günlü Kararı ile 2001/21-627-659 sayılı ve 03.10.2001 günlü kararlarında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda davacının 22.5.2000 tarihinde başlayan isteğe bağlı Bağ Kur sigortalılığının SSK’na bağlı zorunlu sigortalılığın başladığı 21.12.2000 tarihinden bir gün önce son erdirilmesi yönündeki Kurum işlemi doğrudur. Ancak Kurumun bu işlemi 2007 yılında geriye doğru yapması durumunda davacının uyuşmazlık konusu işlemden önce oluşan sigortalılık statüsü gözetilmeden ve sosyal güvenlik şemsiyesinden yararlanması bertaraf edilecek şekilde primlerini ödediği 6.4.2001-17.4.2007 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığın iptal edilmesi ve buna bağlı olarak bu dönemlerde sağlık yardımından yararlanmayacağının kabulü sosyal güvenlik ilkeleri ile bağdaşmayacaktır. Davacının isteğe bağlı sigortalılık pirimlerini ödendiği 2000-2007 yılları arasındaki sürelerde SSK tabi çalışmasının sona erdiği 5.4.2001 tarihinden bir gün sonra başlatılmak üzere 6.4.2001-17.4.2007 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ Kur sigortalısı sayılması gerekirken, hizmet aktine bağlı bir çalışması bulunmayan kimsenin Kuruma bildirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözetilmeden SSK tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin iptaline karar verilerek, bu sürelerde davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir .
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine ;
“Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
1- Davacının 21.12.2000-5.4.2001 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının iptaline yönelik istemin reddine
2-Davacının 6.4.2001-17.4.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi bu sigortalılığı nedeniyle sağlık yardımından yararlanması gerektiğinin tespitine, kurumun aksi yöndeki işleminin iptaline
2-Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine
3-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 500,00 TL avukatlık ücretin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aynı Tarife uyarınca davanın kısmen reddi nedeniyle 500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan toplam 381,90 TL yargılama giderinden ret ve kabul oranına göre takdiren 220,00-TL sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerine bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 25.1.2010 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.