Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/13420 E. 2013/5012 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13420
KARAR NO : 2013/5012
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline, kesilen aylıkların kesildiği tarihden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının devamı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davalı kurum işleminin iptaline ve kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 7.5.1990 – 31.12.1991 tarihleri arasında ve 1.1.1996 tarihinde başlayıp devam eden vergi kaydının olduğu, … Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına 25.3.1992 tarihinden itibaren kayıtlı olduğu, 4.10.2000 tarihli sicil kaydına istinaden, Kurumca 17.1.2001 tarihinde resen düzenlenen giriş bildirgesi uyarınca … kaydının yapıldığı, davacının aynı zamanda 1971/2. dönem – 30.9.1995 tarihi arasında ve 17.4.2001 – 20.10.2007 tarihleri arasında çok sayıda şirkette 506 sayılı Kanun kapsamında kesintili çalışmasının olduğu, davacıya 8.6.2003 tarihli tahsis talebi üzerine 1.9.2003 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 1.3.1995 tarihinden beri SMMM olarak bürosunun olduğu ve yanında sigortalı çalıştırdığı, Kurumun; “davacının 1994 yılından beri SMMM olarak çalıştığını belirterek, davacının maaşını 1/2008 dönemi itibari ile kestiği, yersiz ödenen 24.731,76 TL’yi borç olarak kaydettiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; muhasebeci olarak oda ve vergi kaydı bulunan davacının, aynı dönemde 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarının geçerli olup olmadığı ve davacının 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
Somut olayda; davacının oda, sicil ve vergi kayıtlarına istinaden 1479 sayılı Kanun uyarınca … sigortalılığının 4.10.2000 tarihinde başlayıp devam ettiği, SSK sigortalılığının ise 30.9.1995 tarihinde sona erdikten sonra 17.4.2001 tarihinde başladığı, buna göre davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı ile 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 17.4.2001 tarihinden sonra çakıştığı, davacının 1.3.1995 tarihinden beri SMMM olarak bürosunun olduğu ve yanında sigortalı çalıştırdığı, davacının 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarının kuruluşları ve çalışmaları muvazaalı olduğu anlaşılan, hiçbir prim ödemesi tespit edilemeyen, vergi kayıtları resen terkin edilen işyerlerinde geçtiği, bu işyerleri çok ufak bürolar olmasına rağmen buralarda 50-100 kişinin sigortalı gösterildiği, bu işyerlerinin ortakları, yaptığı işlemler, prim ödemelerinin olmaması, çok sayıda kişinin çalıştırılması nazara alındığında sahte sigortalı tescil etmek üzere tescil edilmiş işyerleri olduğu, davacının bazı yerlerdeki çalışmalarını dahi hatırlayamadığı anlaşılmaktadır.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi ile diğer belgeler fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir.
Davacının, 17.4.2001 – 20.10.2007 tarihleri arasında bildirilen çalışmalarının, fiili ve gerçek çalışma olduğu ispat edilememiştir.
Öte yandan, davacının 506 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılıkları çakışmıştır. “Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (3.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
O halde, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında gerçek ve fiili çalışmasının tespit edilememesi ve 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının daha önce başlaması karşısında Kurum işlemi yerindedir.
Buna göre, davanın reddi yerine … şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 19.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.