YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19152
KARAR NO : 2013/5010
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan … İnş. Mad Mal San. Tic. A.Ş, Serdar Sayılı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalılardan … İnşaat Mad Mal San Tic AŞ’nin tüm, davacılar ile davalı …’nın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacıların murisi olan …’ün 4.1.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacılar ile davalılar … İnşaat Mad. Mal. San. Tic. A.Ş. ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar lehinde takdir olunan manevi tazminatlar ile davacı …’ün maddi tazminatının belirlenmesinde ve hüküm altına alınan tazminat alacaklarından davalı …’nın sorumlu tutulmamasında isabetsizlik yoktur. Ancak davalı …’nın süresinde ileri sürdüğü zaman aşımı defi’inin dikkate alınmaması ve davacı … lehinde maddi tazminata hükmedilirken, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminattan daha az tazminata hükmedilirken hangi gerekçeyle daha az hükmedildiğinin belirtilmemesi hatalı olmuştur.
Dava konusu ölüm olayının 4.1.2003 tarihinde meydana geldiği, davacıların murisinin davalılardan … İnşaat Mad. Mal. San. Tic. A.Ş.’nin işçisi olduğu ve hazır beton operatörü olarak görev yaptığı, …, … İnşaat Emlak Başkanlığı, Ulş. Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın 400 Kişi Kanalizasyon ve Arıtma Tesisi İnşaat işini “Emanet İnşaata Ait Sözleşme” ile davalı … İnş. Ltd Şti’ ye verdiği, davalı … İnş. Ltd. Şti’nin davalı … İnşaat Mad. Mal. San. Tic. A.Ş.’den beton istediği, davacılar murisinin beton pompası ile betonu alıp olay mahalline gittiği, pompayı kurarken, pompanın bomunu yukarı kaldırdığında, bomun üstünden geçen yüksek gerilim hattına temas ettiği, bunun sonucunda da yüksek … akımına kapılan davacılar murisinin vefat ettiği, davalı …’nın … İnş. Ltd Şti’nin şantiye şefi olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, 21.3.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile, … için istenen maddi tazminatın 176.607,38 TL’ye, … için istenen maddi tazminatın 17.448,42 TL’ye yükseltilmesinde, davalılardan … tarafından süresinde zamanaşımı def’inde bulunulması halinde ne şekilde işlem yapılacağı noktasındadır.
İşverenin iş kazalarından doğan tazminat sorumluluğu 818 sayılı Borçlar Kanununun 332. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 417.) maddesi gereğince hizmet akdinden doğan işçiyi koruma ve gözetme yükümlülüğüne ve 1475 sayılı eski İş Kanunun 73. , 4857 sayılı yeni İş Kanunun 77. maddesinde öngörülen iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklanmaktadır. Sorumluluğun yasal dayanağı itibariyle işverene karşı açılan dava 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ancak, somut olayda, … ve … İnş. Ltd. Şti. ile davacılar murisi … arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından, … ve … İnş. Ltd. Şti.’nin sorumluluğu 818 sayılı Borçlar Kanununun 41. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49.) maddesinde hükme bağlanmış olan haksız fiil sorumluluğu kapsamındadır. Bu duruma göre de … ve … İnş. Ltd. Şti. hakkında 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146.) maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 41. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72/1. maddesinde ise zamanaşımı süresinin alt sınırı 2 yıl olarak belirlenirken üst sınırda değişiklik yapılmayarak 10 yıl olduğu belirtilmiştir.
Davacılar, maddi ve manevi tazminat istemini, müteselsil sorumluluk esasına göre asıl işverenle, kazanın meydana geldiği işyeri sahibi ile şantiye şefine ve ihale ile işi veren Milli Savunma Bakanlığına yöneltmiştir. Davalılar …, … ve … İnş. Ltd. Şti’nin sorumluluklarının haksız fiilden, diğer davalı … İnşaat Mad Mal San Tic AŞ’nin sorumluluğunun ise sözleşmeden kaynaklandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu yönüyle …, … ve … İnş. Ltd. Şti’nin olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen eksik teselsül hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu oldukları ortadadır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 51. Maddesi hükmü gereğince borçlulardan her biri borcun tamamından tek başına sorumlu olduğundan, borçlulardan birisinin borcunun zaman aşımına uğramış olması alacak miktarına etkili değildir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak da zaman aşımı def’inden ancak kendi borcu zaman aşımına uğramış olan borçlu yararlanabilir ve her davalıya kendi hukuki durumlarına uygun zaman aşımı süresi uygulanır.
Davalılar … ve … İnş. Ltd. Şti. yönünden davanın yasal dayanağını 818 sayılı Borçlar Kanununun 41. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49.) maddesi oluşturmasına göre, bu davalıların haksız fiillerin tabi olduğu bir ve on yıllık zamanaşımı ile eylem aynı zamanda T.C.K. ‘nu kapsamda suç teşkil ettiğinden uzamış (ceza) zamanaşımı süresine tabi olacağı kuşkusuzdur.
Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında davalı …’nın ıslah ile istenen maddi tazminat miktarlarına yönelik zamanaşımı def’inin değerlendirilmesine gelince:
Somut olayda davacıların ölüm olayı ile birlikte zararı öğrendikleri açıktır. Davacı tarafça zarar verenlerin ölümden sonraki bir tarihte öğrenildiği iddia ve ispatlanmış değildir. Bu duruma göre de davacıların üçüncü kişi durumundaki …’ya yönelik davalarını 818 sayılı Borçlar Kanunun 60/1 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72/1. 1.c.) maddesinde öngörülen bir yıl ya da 60/2. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72/1. 2.c.) maddesinde öngörülen beş yıllık uzamış zaman aşımı süresinde açmaları gerektiği açıktır. Ölüm olayı 1.1.2003 tarihinde meydana gelmiş olup kısmi davanın 30.9.2003 tarihinde açıldığı ve miktarın ıslah ile 21.3.2012 tarihinde arttırıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacılar tarafından, ölüm tarihinden itibaren bir ve beş yıllık süreler geçtikten, diğer bir deyişle zaman aşımı süresinden sonra ıslah ile miktarın arttırıldığı, davalı … tarafından ıslaha karşı süresinde zaman aşımı savunmasının ileri sürülmüş bulunmasına göre anılan davalıya yönelik davanın ıslah ile artırılan miktar yönünden zaman aşımına uğradığının kabulünün gerektiği açıktır.
Ayrıca, karara dayanak teşkil eden 23.1.2011 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davacılardan … için 17.448,42 TL karşılanmamış zarar hesaplandığı halde Mahkemece davacı … için 7.691,38 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Bilirkişi tarafından belirlenen miktardan daha az miktara hükmedilmesine rağmen, hangi gerekçeyle böyle hüküm kurulduğu belirtilmemiştir.
O halde, davalılardan … ile davacılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılar ve Serdar Sayılı’ya iadesine aşağıda … temyiz harcının temyiz edenlerden davalı … İnş. Mad. Mal. San. Tic. A.Ş’ye yükletilmesine, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.