YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8575
KARAR NO : 2010/6996
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 506 sayılı Yasa hükümlerince yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile aylık kesme işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 506 sayılı Yasa hükümleri gereğince yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti ile davalı Kurumun aylık kesme işleminin iptaline ve yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya 19.07.1964 tarihinden itibaren sigortalı olarak aralıklı çalışmaları ve askerlik borçlanması sonucunda davalı Kurum tarafından 01.11.2002 tarihinden geçerli olmak üzere toplam 3633 gün üzerinden kısmi yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacının 1999 yılının 1. döneminde 120 gün, 2. döneminde 105 gün ve 3. döneminde 46 gün davalı şirkete ait işyerinden sigortalı çalışmaları Kuruma bildirilmiştir. Davalı şirkete ait Kurumda işlem gören inşaat işi işyeri hakkında düzenlenen 27.10.2004 tarih, 141/KDR.115 sayılı müfettiş raporu ile Yalova Sigorta İl Müdürlüğü Kontrol Memurluğu’nun 20.07.2007 tarih, 196 sayılı raporlarında, davalı şirketin Kurumda işlem gören inşaatının kaba kısmını ve çatısını tamamladığı, 1999 yılı Ağustos ayında meydana gelen depremden sonra inşaatta herhangi bir faaliyetin olmadığı, bu nedenle bu tarihten itibaren davalı şirket tarafından inşaat işyeri nedeniyle Kuruma bildirilen işçilik bildirimlerinin gerçeği yansıtmadığından iptal edilmesi gerektiği tespit edilmiş ve davacının 1999 yılı 8-9-10-11-12. aylarına ait sigortalı hizmet süreleri iptal edilmiştir. Davacının 51 gün sigortalı çalışmasının iptal edilmesi nedeniyle toplam gün sayısı 3582 güne düştüğünden ve aylık bağlanma koşulları oluşmadığından, bağlanan yaşlılık aylığı başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmiş ve 01.11.2002-22.11.2007 tarihleri arasında davacıya ödenen 25.765,08.-TL aylık borç kaydedilmiştir.
Bu durumda, dava niteliği itibariyle davalı Kurum tarafından iptaline karar verilen hizmet sürelerinin gerçek olduğunun tesbiti, başka bir anlatımla, davacının 1999 yılı Ağustos ayından itibaren davalı şirkette hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması, salt bu nedenle dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda, 1999 yılı 2. ve 3. dönem bordrosunda ismi geçen davacı tanığı … ile davalı şirketin temsilcisi olan … duruşmadaki beyanlarında, depremden sonra inşaatın durduğunu, ancak inşaattaki malzemelerin çalınmaması için davacının bekçi olarak çalışmaya devam ettiğini, ayrıca depremden sonra kırılan, uçan yerlerin tamiri şeklinde ufak tefek işlerin yapıldığını belirtmişlerdir.
Her ne kadar depremden sonra normal inşaat işlerinin bir süre devam etmediğinin kabulü yerinde ise de, inşaatta bulunan malzemelerin korunması, ufak-tefek tamirat tadilat işlerinin yapılması vs. için inşaat işyerlerinde bir veya birkaç kişinin çalışması da hayatın olağan akışına uygundur.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, davacının (davalı Kurum tarafından iptaline karar verilen sürelerde) çalıştığını iddia ettiği inşaat işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayıtları olan komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.