YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17272
KARAR NO : 2013/7609
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 12/05/1980-30/06/2005 ve 03/07/2006-20/08/2008 tarihleri arasında Esnaf … sigortalısı olduğunun tespitiyle 20/08/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 12/05/1980-30/06/2005 ve 03/07/2006-20/08/2008 tarihleri arasında Esnaf … sigortalısı olduğunun tespiti ile 20/08/2008 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 12/05/1980-30/06/2005 ve 03/07/2006-20/08/2008 tarihleri arasında Esnaf … sigortalısı sayılması gerektiğine ancak prim borçlarını ödemesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağının tespitine şeklinde hüküm kurulmuşsa da, şarta bağlı hüküm kurulması hatalı olmuştur.
HMK’nın 297. maddesinde, Mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Öte yandan, tahsis talebinde bulunan sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için; 1479 sayılı Kanun’un 35/a ve 5510 sayılı Yasanın 28. maddesinin sondan bir önceki fıkrasındaki düzenleme gereğince, tahsis talep tarihinde sigortalının prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması gerektiği tartışmasızdır.
Yapılacak iş; davacının hükümde belirtilen tarihlere göre çıkacak prim borçlarını ödemesi için davacıya önel vermek, anılan borcunu ödeyip ödememesi durumuna göre de açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.