Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20304 E. 2013/6029 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20304
KARAR NO : 2013/6029
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 13.05.1997 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 39,90 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece kusuru bulunmadığından davalılardan …’ye yönelik davanın reddine, sigorta tahsisleri ilk peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, tedavi gideri ile manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü sıva ve kalıpçı ustası olarak çalıştığı işyerinde kalıp çakarken kırılan bir çivi parçasının sol gözüne isabet etmesi ile iş kazası sonucu %39,20 oranında meslekte kazanma gücünü yitirmiştir.
Olayla ilgili olarak iş müfettişi tarafından düzenlenen 29.09.2006 tarihli raporda iş verenin % 100 oranında kusurlu bulunduğu, hükme esas alınan 30.05.2010 günlü bilirkişi raporunda ise olayda kazalının % 50, işverenin % 50 oranında kusurlu bulundukları belirtilmiştir.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu’nun 73.maddesinin açık buyruğudur.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 73.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Kaldı ki somut olayın gerçekleşme biçimi ile olay tarihinde yürürlükte bulunan iş kanun 73. Maddesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü hükümleri dikkate alındığında işverene verilen kusurun az olduğu da ortadadır.
Davacının manevi tazminat isteminin olaydaki kusur dağılımının belirlenmesinden sonra değerlendirilmesi gerekmekte ise de; Olayın oluş şekline, hükme esas alının kusur raporuna göre, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, yetersiz bulunarak bozma nedeni yapılan 30.05.2010 tarihli kusur bilirkişi raporundaki kusur dağılımına göre dahi, hükmedilen 4.55,00-TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Maddi tazminata yönelik temyize gelince; Davacının maddi zararının belirlendiği 28.11.2011 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının asgari ücretle çalıştığının kabulü ile zararının hesaplanması da hatalı olmuştur.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur, gerçek ücret ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olup, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret değildir. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının sıva ve kalıp ustası olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu vasıftaki bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği açık-seçiktir.
Yapılacak iş, davacının tecrübeli sıva ve kalıp ustası olduğu ve bu vasıftaki bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun olmadığı da dikkate alınarak, davacının yaptığı iş, mesleki kıdemi, eğitim durumu, yaşı belirtilmek suretiyle ilgili meslek kuruluşundan bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle sigortalının tazminatını yeniden hesaplatmak, TBK’nun 55. Maddesi göz önünde tutularak SGK tarafından sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir bölümünü hesaplanan bu zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, aşağıda … temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine 28/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.