YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5286
KARAR NO : 2010/7835
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil, el atmanın önlenmesi ve kal davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi vekili, 15.07.2003 tarihli dava dilekçesinde … mevkiinde bulunan 1936 ada 1, 1937 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 5122 m2 ve 1752 m2 yüzölçümündeki taşınmazların, yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılan ve kesinleşen ve yine 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ile 3302 Sayılı Yasaya 1987 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını, bu nedenle; tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline , davalıların el atmasının önlenmesine ve 1936 ada 1 parsel üzerinde bulunan binanın kal’ine karar verilmesi iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil, el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Çekimeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 09.08.1978 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 22.10.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazlar 2. madde ve 2/B madde uygulamasına tabi tutulmamıştır.
Mahkemece, yapılan uygulama sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve eki krokide 1937 ada 1 parselin tamamı ile 1936 ada 1 parselin (A) ile gösterilen 4427.00 m2 lik bölümünün orman kadastro sınırları içinde orman sayılan ve (B1) ile gösterilen 004.00 m2 ve yine (B2) ile gösterilen 691.00 m2 bölümlerinin orman kadastro sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptandığı, ancak; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporu ve mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen ve Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazlardan 1937 ada 1 sayılı parselin tamamı ile 1936 ada 1 sayılı parselin kısmen orman sınırları içinde kaldığı, 2. madde ve 2/B madde uygulamasına da tabi tutulmadığı, 1960 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazların, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırlarının içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu taşınmazların 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, ancak; arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yaptıkları ve yolsuz olarak sicil oluşturdukları, ancak; bu işlemin ikinci kadastro olması nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Tescil işlemi baştan beri yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmaz, sicil kaydı başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olması nedeniyle tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamaz. Davalılar dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilir. Bu ilkeler göz önünde bulundurularak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan 1937 ada 1 sayılı parselin tamamı ile 1936 ada 1 sayılı parselin (A) işaretli bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, … olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07.06.2010 günü oybirliği ile karar verildi.