Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/62 E. 2010/701 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/62
KARAR NO : 2010/701
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 7.7.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle malullük oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

Dava, davacıda iş kazası sonucu oluşan beden güç kayıp oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının %100 oranında beden güç kaybına uğradığının tespitine karar verilmiştir.
Dava ehliyeti,kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci vekil aracılığı ile bir davayı takip etme ve usuli işlemlerini yapabilme ehliyetidir.Dava ehliyeti dava şartlarından olup davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.
Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur.Temyiz kudreti olmayan kişiler taraf bulundukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler.
Davacının Organik beyin sendromu, travma sonrası stres bozukluğu bulunduğu,6 aylık tedavi sonucunda hastanın belirtilerinde belirgin bir düzelme sağlanamadığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin 5.5.2008 tarihli raporundan ve geçirdiği iş kazası nedeniyle %100 oranında malul olduğu 8.8.2008 tarihili Yüksek Sağlık Kurulu raporundan açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim davacı akıl hastalığı nedeniyle maluliyet oranın belirlenmesi için bu davayı açmıştır.Türk Medeni Kanunun 405.maddesi uyarınca” akıl hastalığı ve akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken yada başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır” ve 413.madde uyarınca da kendisine bir vasi atanır.Vasi vesayeti altındaki kişinin taraf bulunduğu davalarda onu temsil eder.Ancak vasi yalnız vasi tayini kararı ile vesayeti altındaki kişiyi davada temsil edemez vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açıp takip edebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından husumet izni verilmiş olması gerekir.
Somut olayda dava, tam ehliyetsiz olan davacı …’nın verdiği vekalete dayalı olarak vekil vasıtasıyla açılmıştır.Davacıya vasi tayin edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge yoktur.Bu durumda yapılacak iş,davacıya bir vasi tayin ettirmek ve alınacak husumet izniyle davaya devam olunarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken dava ehliyeti bulunmayan davacının açtığı davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Sigortalının iş kazası sonucu uğradığı bedensel zarar nedeniyle beden gücü kaybı oranının tespitine ilişkin davanın asıl amacı 506 ve 5510 sayılı Yasa gereğince sigortalıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasını teminine yöneliktir. Sigortalının beden güç kayıp oranının tespitine ilişkin dava işvereninde hak alanını ilgilendirmektedir. Zira işveren kusurlu ise kurum bu orana göre bağladığı gelirin ilk peşin değerini işverenden de isteyebilir.
Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki çok sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir.
İş kazasının tespit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada ” dahili davalı ” olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçüncü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz.
Yapılacak iş; davacıya davayı işverene yöntemince yöneltmesi için önel vermek ve işverenin göstereceği deliller toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Davanın işverenin yokluğunda bakılıp sonuçlandırılmış olması da kabul şekli bakımından hatalıdır.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ.Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.1.2010 gününde oybirligiyle karar verildi.