Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2089 E. 2010/733 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2089
KARAR NO : 2010/733
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 22.07.1987-11.07.1988, 11.07.1988-31.12.1989 ile 27.06.1996-30.06.2001 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 22.07.1987-11.07.1988; 11.07.1988-31.12.1989 ve 27.06.1996- 30.06.2001 tarihleri arasındaki vergi kaydı nedeniyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilinin mevcut olmadığı, uyuşmazlık dönemine ilişkin primlerinin Kurumca tahsil edilerek uzun yıllar kullanılmış olduğu gibi bir durumun da bulunmadığı, uyuşmazlık dönemlerinde vergi kaydı ile oda kaydının bulunduğu ve 17.01.2008 tarihinde davalı SGK tarafından re’sen tescil edildiği, davacının sigortalı olmak için Kuruma başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1479 sayılı … kanununda 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesine benzer şekilde geçmiş günlerin tesbitine yönelik yasal düzenleme mevcut değildir. Başka bir anlatımla … Kanununda açık bir hüküm olmadığından geçmiş hizmetlerin tesbitine olanak yoktur.
24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa’nın 47.maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 18.maddede bu kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içinde ödemede bulundukları taktirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının uyuşmazlık konusu 22.07.1987-11.07.1988; 11.07.1988- 31.12.1989 ve 27.06.1996-30.06.2001 tarihleri arasında oda ve vergi kaydı bulunmakta ise de, 1479 sayılı Yasa’nın Ek. 18.maddesine göre bu dönemin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önceden tescilinin bulunması koşulu gerçekleşmediğinden davacının 04.10.2000 tarihinden önceki dönemde sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. HGK.’nun 03.11.2004 tarihli 2004/10-524 Esas, 2004/581 Karar ve 15.11.2006 gün 2006/21-703-728 sayılı kararı da bu yöndedir. Diğer yandan davacı 1479 sayılı Yasa’ya 14.03.1985 tarihli 3165 sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 16.maddeye göre süresi içinde geçmiş hizmetlerini borçlanmayı da talep etmemiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.