Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/3934 E. 2010/3698 K. 01.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3934
KARAR NO : 2010/3698
KARAR TARİHİ : 01.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi

Davacı,meslek hastalığı sonucu maluliyetinden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının meslek hastalığı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararı ile bir kısım işçilik alacaklarının ,davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bir kısım işçilik alacağının davalıdan tahsili ile fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı tarafından 27.10.2006 tarihli noterden çekilen ihtarnamede,davacının 25.07.2006 tarihinde mesaiye başladığı, işverence 14.30 tarihinde çalışma sırasında işi bırakıp terk etmesinin söylendiği,ertesi gün işe geldiğinde iş verilmediği, işçilik alacaklarının ödenmediği, belirterek işçilik alacaklarının ödenmesinin talep edildiği,ihtarnamenin davalı işverene tebliğ edildiği, işverence tutulan, 12.07.2006 tarihli tutanakta, davacının işe saat 10.00 sıralarında geldiği, işverence neden geç geldiğinin sorulduğu, işim vardı diye cevap verdiği,gerekli uyarıların yapıldığı,isteksiz ve verimsiz çalıştığının söylendiği, diğer çalışanlara kötü örnek olmaması gerektiğinin ve iş huzurunu bozmaması gerektiğinin belirtildiği,tanık olan işçilerin ve işverenin imzasının bulunduğu,davacının imzası olmadığı,20.07.2006 tarihli tutanakta , davacının mesai saatleri içinde verilen işi uyarılara rağmen yapmadığının tutanak altına alındığı,tanık olan işçilerin ve işverenin imzasının olduğu,tanık …’in tutanağı imzalamadığı,davacının imzası olmadığı,tarihsiz olan tutanakta , davacının mesai saatleri içinde verilen işi uyarılara rağmen yapmadığının tutanak altına alındığı,tanık olan işçilerin ve işverenin imzasının olduğu,,tanık …’in imzalamadığı,davacının imzasının olmadığı, 07.07.2006 tarihli tutanakta , davacının işe geç geldiğinin tutanak altına alındığı,tanık olan işçilerin ve işverenin imzasının olduğu,davacının imzasının olmadığı,tutanakların davacıya tebliğine dair belgenin olmadığı,işverence 10.08.2006 tarihli noterden çekilen ihtarda, davacının 25.07.2006 tarihinden itibaren işyeri ile ilişkisi kesilmediği halde, işe gelmediği, bu nedenle tutanak tutulduğu belirtilerek iş akdinin feshedildiğinin bildirildiği,ihtarnamenin davacıya tebliğine dair belgenin dosyada bulunmadığı, davacının 15.02.1995-31.10.1995 ve 12.05.1998-28.07.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmalarının olduğu,01.10.1997-10.05.1998 tarihleri arası başka işyeri çalışmasının bulunduğu,davacının asgari ücretle çalıştığının kabul edildiği,davacının ücrete itirazının olmadığı,kıdem tazminatı yönünden SSK hizmet cetvelinde belirtilen süreler dikkate alınarak hesap yapıldığı, kötüniyet tazminatı yönünden , işverenin davacıya hakaret ederek ilişiğini kestiği ,iş akdini kötüniyet ile feshettiği kabul edilerek tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davacının 15.02.1995-31.10.1995 tarihleri arasında kıdem tazminatı ile kötüniyet tazminatını hak edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.
Bu yönüyle uyuşmazlığın yasal dayanağını oluşturan 4857 sayılı ve 1475 sayılı İş Kanununa göre; İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi taktirde, fesih … kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işverenin 17. madde uyarınca bildirim sürelerine ait ücretin 3 katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma ve hesabı yönlerinden 4857 sayılı İş Kanunu önemli değişiklikler getirmiştir. Öncelikle 17. maddenin 6. fıkrasının açık hükmüne göre, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı İş Kanununda, “işçinin sendikaya üye olması, şikayete başvurması” gibi sebepler kötüniyet halleri olarak örnekseme biçiminde sayıldığı halde 4857 sayılı İş Kanununda genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikayet etmesi, dava açması veya şahitlikte bulunması nedenine bağlı fesihler kötüniyete dayanmaktadır.
Tazminatın hesabı da 4857 sayılı İş Kanunu ile açıklığa kavuşturulmuştur. Kötüniyet tazminatı ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarı olarak belirlenmiş ve ayrıca ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 17. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır.
Öte yandan, kötüniyet tazminatı yönünden davacının yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısısında iş güvenCesi kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve işverenin davacıya hakaret ederek iş akdini kötüniyetle feshettiği belirtilerek yukarıda belirtilen ilkelere uymayan ancak manevi tazminata konu olabilecek bir gerekçeyle kötüniyet tazminatı açısından davanın kabul edilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının kötü niyet tazminatı yönünden davacının iş güvencesi kapsamında olup olmadığını araştırmak,iş güvencesi kapsamında ise talebin reddine karar vermek, değilse, yukarıda belirtilen nedenlerle iş akdinin kötüniyetle feshedilip feshedilmediğini araştırmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 01.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.